Titus Burckhardt’ın yazdığı “İslam Sanatı (Dil ve Anlam)” kitabını okumadan önce resimlerini inceledim. İslam sanatlarına dair kitapta bulunan hat,mimari ,minyatür ve göçebe sanatlarından örnekler beni derinden etkiledi.  Mavi kubbesi ve çiçekli tezyinatıyla cennetin güzelliğini dünyaya taşıyan İsfahandaki Cuma Mescidi, Fez’in merkezinde yeşil çatısıyla bilgelik timsali bir çınarı andıran Karaviyyin camisi, “İnna lillah ve inna ilayhi raciun”un tevekkül ve huzurunu taşlara işleyen Kahire İbn Tulun camisi ya da renklere ve figürlere bürünmüş kelimelerin şiirleştirdiği minyatürler bunlara örnektir. Denilebilir ki İslam sanatı güzelliğe yapılmış bir çağrıdır.

İslam sanatı insan ürünü olsa da onda Kuranın asaletinden, orucun sükunetinden ve namazın miracından bir parça vardır. Onda yaz gecelerinin tatlı serinliğinde kılınan teravihin huşusu Urfa’da dergah camisinde  sabah namazlarından sonra yapılan zikrin kenetlenmişliği bulunur.Elbette vahyin tezahürü onu bu hale getirir

İslam sanatının özü ve temel ilkesi tevhiddir. Sanat asılları Kuranda hadiste ve arif insanların zihninde bulunan hikmetlerin sembollerle hissettirilmesine veya sükunetle tefekkür ettirilmesine yarar.Ayrıca ibadetin ihlasını korumaya yardımcı olur. Avamdan havasa İslam ümmetinden herkesin hayatını güzelleştirir. Mekanik olanı yumuşatır. Ölü duvarlara can verir. Durağan olanı ritmine katar. Sanat çarşıda pazarda veya camide gördüğünüz insanı nurlandırır ve İslam cemiyetinin parçası haline getirir. Cemiyetiyse ümmetin.

İslam sanatının kutlu boyutu, bizi; onu kazara birbirine karışmış tarihsel eklentiler olarak yorumlamaktan alıkoyar. Nitekim Sanatta form birliğini İslam kadar hızlı kazanmış klasik bir medeniyet yoktur üstelik bunu soyut niteliğine rağmen başarmıştır. Kahire’de Kurtuba’da İsfahan’da veya İstanbul’da biz üslupların renkli çeşitliliğini görürüz; fakat kesrette vahdeti gösterir şekilde her birinde tevhidi buluruz.

Form maddenin etkeni olarak halini ve şeklini belirleyen şeydir. Ama fikirlere ve ilkelere göre edilgendir. İslam sanatının en belirleyici ilkesi ise tevhiddir. Tevhid kendini önce ahenk olarak izhar eder.

Ahenk hissi kulağı ritimle, gözü hendeseyle ve muhayyileyi ışıkla kaplar. Ritmin geometriyle mücessemleşmesine karakteristik bir örnek arabesktir. Arabesk stilize edilmiş bitki şekilleriyle yapılmış süslemeyi ve katı geometrik ölçülerle yapılan girift tezyinatı ifade eder. Arabeskte dikkatimiz asla dekorun belli bir unsuruna takılıp kalmaz.Birbirine geçişin sürekliliği gözü onu takibe çağırır ve derken görüş bütünün geometrik düzenliliğinin sağlandığı zihni bir tatmin oluşun eşlik ettiği ritmik tecrübede kaybolur.

Müslüman mimar çatışmaları vurgulamaz gözümüzü bir merkeze doğru yöneltmez bize bir şey telkin etmez. İslami mekan doğal olarak tevhidi hissettirir. Bu sebepledir ki İslam sanatı için dikkati bütünden dağıtıp kendisinde toplayan ikonalara, heykellere gerek yoktur

Özet olarak kitap İslam sanatının niteliği ve bunun din ile ilişkisiyle ilgilenmektedir. Burckhardt’ın dediği gibi : Kuran’ın her yerde mevcudiyetini hissettirmesi manevi bir titreşim gibi iş görürve bu titreşim ister istemez İslam sanatının tarz ve ölçüsünü de belirler ;bu yüzden İslamın plastik sanatı açık bir şekilde kuran kelamının yansımasıdır.