İslamiyet Öncesi Siyasi-Sosyal Gelişmeler

 

Dünya, islamiyetin doğuşundan önce bir karmaşa halinde adeta. Bir inanç karmaşası bu. Çünkü dünyada yer alan bütün din mefhumlarına karşı bir tenkit var. Bu da beraberinde vahdeti vücuda yakın dinlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Yahudilik inancı mevcut, Güney Hindistan’da Buda var. Çin’de Taoizm ile birlikte bir dünya pesimizmi dönemi başlıyor. Ortadoğu, Mezapotamya ve Anadolu’yu şekillendiren gelişmeler ise şu şekilde;  Dar grupsal topluluklar ve yerel kültürler Ortadoğu toplumunda bir güç olmaya devam ederken imparatorluklar günden güne daha da gelişiyorlar. Sargon’dan Hammurabi’ye kadar, Ortadoğu imparatorlukları Mezopotamya sınırları içinde kaldı, fakat daha sonra Hititler, Kassitler ve “barbar” imparatorluklar, Mezapotamya, Anadolu ve İran’dan müteşekkil bir ağ oluşturdular. Asur Devleti (M.Ö. 911-612) Irak, Batı İran ve bir süre için Mısır’ı tek bir devlet haline getirdi. Ahameniş İmparatorluğu (M.Ö. 550-331) Doğu İran’la birleşerek ilk evrensel Ortadoğu İmparatorluğunu oluşturdu –Amuderya Nehri’nden Nil’e ve Çanakkale Boğazı’na kadar uzanan bir alanı kapsayan ilk imparatorluk.-

Ahameniş devletinin Büyük İskender tarafından yıkılmasıyla birlikte, Ortadoğu iki ayrı imparatorluğa bölündü. Amuderya Nehri’ne kadar İran ve Irak, Perslere veya Doğu İmparatorluklarına (Pers İmparatorluğu [M.Ö. 226- M.S. 234] ve onun halefi olan Sasani İmparatorluğu [ M.S. 234- 634] ) bağlandı. Batı’da İskender’in imparatorluğundan sonra kurulan devletler Roma İmparatorluğu’nun bir parçası oldular. Bizans İmparatorluğu olarak bilinen Genç Roma İmparatorluğu, Güney Avrupa’dan Balkanlar’a Anadolu’ya, Kuzey Suriye ve Mezapotamya’nın bazı bölgelerine, Mısır ve Kuzey Afrika’ya kadar uzanan bölgeye hakim oldu.

Büyük İskender ve ardılları yoluyla Akamenidler, kökleri Antik Mezopotamya’da bulunan ilahi krallığın tarzını ve fikirlerini Roma’ya taşımışlardı. Bu tarz ve fikirler Roma’dan Sasaniler ile savaşan Hristiyan Bizans İmparatorluğu’na geçmişti. Yukarıda bahsedildiği gibi imparatorluğun geniş sınırlara ulaşması beraberinde bir toplumsal etkileşimi getirmişti.Toplumsal etkileşimin artması ile farklı insanlar aynı tanrılara inanmaya başladılar. Kadim çağlarda Ortadoğu halkının tanrıları ailelerin, kabilelerin, köylerin ve kasabaların tanrılarıydı, ama insanlar arasında ilişkilerin artması ile evrensel tanrılar  kabul edilmeye başlandı. İmparatorlukların tanrıları, hakim insanların tanrıları, faaliyetleri bir bölgede sınırlı kalmayan kişiler olan fatihlerin, seyyahların,  tüccarların ve din adamlarının tanrılarına geniş alanlarda tapılmaya başlandı. Senkretizme(karşıt fikirleri uzlaştırma-ç.n.) ve birleştirmeye yönelik eğilim ayrıca bir tanrılar panteonu ve hiyerarşisi şeklinde kendini gösterdi; bu da farklı insanların, yaralı tapınma ve ibadet şekillerini muhafaza ederek aynı alemi paylaşmalarını sağlıyordu.

Evrensel tanrıdan kasıt ise şudur: Büyük tanrıların hakimiyetinden, bütün evrenin ve insanların tanrısı olan tek bir tanrının var olduğunu söyleyen vahye dayalı bir bağlanma sitili. Tanrının birliği, ilk olarak eski İsrail peygamberleri ve daha sonra M.Ö. yedinci yüzyılda İranlı Zerdüşt tarafından tebliğ edildi.

İran’da Zerdüştlüğün mezhebi olarak bilinen Maniheizm’e inanlarda vardı. Bu da İran’da Mani adında bir din hocası tarafından kurulan Hristiyanlık ve Yahudilik ile İran mistisizminin harmanlandığı bir din olarak bahsedebiliriz. Zerdüştlüğün diğer bir mezhebi ise mazdekçilikti. İran’ın tamamı ve Irak’ın bir kısmı bu dine mensuptular. Irak’ın diğer kısımları ve Bizans’ın batı bölgelerinin tamamı Hristiyanlığın birkaç değişik şeklinden birine bağlandı. İslam’ın geliş arifesinde Kıpti kilisesi Mısır kilisesiydi. Monofizit kilisesi Suriye kilisesiydi. Nasturi kilisesi ise Irak’ta yaygınlık kazanmıştı. Anadolu ve Balkan halkı ekseriyetle Rum Ortodoks kilisesine bağlı iken Ermeniler de Ermeni kilisesini izliyordu. Buna ilaveten Yahudi toplulukları ve birkaç putperest grup dağınık bir şekilde değişik bölgelere yayılmıştı.

Yönelimleri itibariyle farklı olsalar da Yahudilik, Zerdüştlük ve Hristiyanlığın ortak bazı temel özellikleri vardı. Hepsinde de bu dünya hayatı yanında, ahlaki davranışlar, öteki alemin varlığına inanılıyordu. Kurban, dua ve dini ayinlerle günahtan ve ölümden kurtulmayı, bu dünyanın geçici görünüşlerini aşarak  insan için ebedi bir gerçekliğe girme yolunu arıyorlardı. Bölge coğrafyasında inançlar bu şekilde yer alıyor.

Bölge coğrafyasında iki tane önemli süper gücün mücadelesine tanıklık ediyoruz. Bu devletler Sasani ve Roma İmparatorlukları. Sasani İmparatoru Ardeşir, bölgede pers geleneğini yaşatmak istiyor. Darius’un egemenlik kurduğu bütün topraklarda hak iddia ederek  Merv’le Hiva vahalarını almış ve Pencap’ı işgal etmiştir. Ermenistan’ın kesin olarak fethedilmesi için 150 yıl daha gerekmiş ve sonunda burası da İran egemenliğine girmiştir. Bu antik İran İmparatorluğu’nun son kez inşasıdır ve imparatorluk 6. Yüzyılda Yemen’e kadar uzanmıştır. Roma’nın Hristiyan temelli bir devlet olması Roma ile mücadeleyi artırmış, İran’da Hristiyanlığın hainlik olarak görülmesine sebep olmuştur. Hristiyanlara zulüm mantıklı gelmeye başlamıştır.

6.yüzyıla geldiğimizde I. Chosroes döneminde din ve Sasani iktidarıyla uygarlığı zirveye ulaşmış, birbiriyle yarışan imparatorlukların mücadelesi kızışmıştır. Bu yüzyılda yeniden savaşlar başlamış, 7. Yüzyılda son noktasına gelinmiş ve antikitenin son dünya savaşı olmuştur. Yarattığı yıkım Yakındoğu’daki Helenistik kentsel uygarlığa öldürücü darbeler vurmuştur. Bölgede Sasani hareketi hüküm sürerken o zamanlar Kartaca’nın İmparatorluk naibi Heraklius, bu duruma son vermek isteyerek harekete geçmiştir. Uzun savaşlar neticesinde persleri püskürtmüş, bu duruma öfkelenen ordu isyan ederek Sasani İmparatoru II. Chosroes’i öldürmüştür. Bu arada Heraklius seferlerini düzenlerken Avarların desteğini alamamıştır. Avarların Yahudi olduğu tarih tarafından saptanan bir gerçektir. Destek alamayan Heraklius (bu benim şahsi yorumum) muhtemelen otoriteyi güçlü kılmak için yahudileri babil sürgününden sonra tekrar sürgün etmeye karar vermiştir.

Ortadoğu, Anadolu ve Mezapotamya’yı biçimlendiren etkili faktörlerden birisi Sasani ve Roma çekişmesiydi. Adeta iki uygarlık birbirleri ile mücadele ederken birbirlerinin yok olmalarına vesile oldular. Çünkü her iki taraf da birbirlerine çok ağır kayıplar, hezimetler yaşattı. Dönemde her iki taraftan da yaşanılan hezimetler sonrası aklını kaybeden imparatorlardan bahsediliyor. Biraz daha olayı spesifik hale getirerek Hicaz’da ki gelişmelere değinelim. Bilindiği üzere hicaz bölgesinde güçlü iki tane devletten söz edebiliriz. Yemen ve Habeşistan krallıkları. Yemen Yahudi bir inanç sistemini benimsemişken, Habeşistan ise Hristiyanlığı benimsemişti. Her iki devletinde bir ticaret merkezi olan Mekke’nin üzerinde bir hakimiyet kurma isteği vardı. Sürekli bir mücadele halindeydiler. Başlarda Yemen’in güçlü bir hakimiyeti var ise de buna Habeşistan Necaşi’si son vermiştir. Yemenlilerin gücünü iyiden iyiye zayıflatmıştır. Ta ki Ebrehe Yemen’in başına geçinceye kadar. Ebrehe Yemen’in başına geçtikten sonra tekrar Yemen’i eski gücüne kavuşturmak istiyor. Kabenin etkisini kırmak için bir katedral inşa ettiriyor.  Daha sonra da Mekke’de bulunan kabeye saldırı düzenlemek için harekete geçiyor. Kutsal Kitap Kur’an Kerim’de fil suresinde bahsedilen olay gerçekleşiyor. Ebrehe amacına ulaşamadan yok olup gidiyor. Hz. Muhammed’in de fil hadisesinden 6 ile 9 ay sonrasında dünyaya geldiği belirtiliyor.

Yazımı tamamlamadan önce İslamiyet öncesi Arabistan’da din anlayışına, oranın toplumsal yapısına da değinmek istiyorum. Cahiliye döneminde araplar, orada peygamberlerin yaşadığına inanıyor. Önceki kutsal kitaplarda belirtilen peygamberin geleceğine de inanıyorlar. Yine şiir anlayışlarında bir tevhid inancı söz konusu. Yine o dönemde hanifler, cünüpken abdest alıyorlar, tırnak kesiyorlar, Duha ve El Asr namazlarını kılıyorlar. Belli dönemlerde oruç tutuyorlar. Kıstas, zinanın suç sayılması gibi durumlar mevcut, haksızlığa karşı önlemler alınmış. Cahiliye döneminde bir başka inanç sistemi olarak beliren Mekke’nin putperestlik ile tanışması Amr Bin Luhay tarafından gerçekleşiyor. Amacı ticaret merkezi olan Mekke’yi daha cazip bir hale getirmek. Bu da toplumu bu inancın yerleşmesine itiyor. Ortaya Hz. İbrahim’in dini ile putperestliği harmanlayan bir toplum çıkıyor. Bir de Kız çocuklarının gömülme durumu söz konusu var. Bunu da çok gururlu aileler “borçlanırsam kızımı elimden alırlar” düşüncesi ile yapıyorlar.

Hz. Muhammed Mekke’de doğmadan önce adeta onun gelişine dünyada bir hazırlık yapılıyor gibi. Tabi bu hazırlık çok uzun bir süreci kapsıyor. Dönemin en güçlü imparatorlukları birbirini  zayıflatmış, dünyada yer alan tüm inanç sistemleri sarsılmış, Mekke üzerinde hakimiyet kurmaya çalışan devletlerin de ağır yaralar aldığı görülüyor. Dünya, yeni bir doğumun sancısını çekiyor adeta.  Gelişmeleri daha iyi anlamak için Lapidus’un “İslam Toplumları Tarihi” ile J.M.Roberts’in “Dünya Tarihi” kitaplarını okuyabilirsiniz.



Kategoriler:Tarih ve Siyaset Üzerine

Etiketler:, ,

3 replies

  1. “Bilindiği üzere hicaz bölgesinde güçlü iki tane devletten söz edebiliriz. Yemen ve Habeşistan krallıkları.” ifadesindeki Habeşistan, Afrika’daki -bugünkü- Etiyopya değil mi? Bu durumda, Hicaz Bölgesi, Afrika topraklarından da bir kısım mı içeriyor(du)?
    Diğer bir konu: “Kısas” yerine, herhalde, sehven “kısas” yazılmış olmalı.

    Beğen

  2. 1)Hicaz Bölgesi, Afrika topraklarından bir kısım içermiyordu. Ama Habeşiştan Krallığı hristiyanlığı benimsemişken Yemen Krallığı yahudiliği benimsemişti. Mekke ise bir ticaret merkezi idi. Her iki devlette bu ticaret merkezi üzerinde söz sahibi olmak istiyordu çünkü ekonomik getirisi önemliydi. Ekonomik yönden mücadele beraberinde siyasi mücadeleyi de getirdi. Ayrıca Yemen hükümdarı Güney Arabistan’da bulunan hristiyanlara zulüm yapmaya başlamıştı. Bunun üzerine bunu bahane eden Habeşiştan Necaşi’si oraya sefer düzenledi. Böylelikle bölgede söz sahibi olduğunu ortaya koymuş oldu.
    2)Evet yanlışlıkta kıstas yazılmış kısas olmalıydı dediğiniz gibi.

    Beğen

  3. “Siyaset” zemininde yazdığınız cümlenizi, bendeniz “coğrafya” zemininde okumaya çalışmışım, anlaşılan… İzahat için teşekkür ediyorum.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: