Eylemde istikamet sahibi olabilmek, düşüncede istikamet sahibi olmayı gerektirir. İstikamet sahibi olmak demek bir duvara saplanmış katı ve donuk bir mızrak gibi olmak değil, kökü toprağa sıkıca bağlı, çevrenin tesiriyle sallanabilen ama devrilmeyen bir ağaç gibi olmak demektir. Böyle olabilmek zihnî elastikiyet gerektirir ve zor bir iştir. Çünkü düşüncenin nerelere sarkabileceği, nerelerin rengini ve kokusunu alabileceği önceden bilinemeyen hususlardır. Öte yandan insan aklı eşyayı zıtlarıyla,kıyas yoluyla bilebildiği için bir şeyleri başka bir şeylere nisbetle konumlandırır ve tefrik eder.Yani iyi veya kötü bir kılavuza bakarak zihin dünyasını oluşturur. Bu kılavuzun ne olduğu sorusunun cevabı kişinin kimliğini ortaya çıkarır. Bu kimliğe göre kişi hayatını tanzim eder ve eylemlerini o kimlikten yola çıkarak gerçekleştirir. İnsan aklı mutlak değil, izafîdir. Hakikati bulabilmekçin bir kılavuza, ‘mutlak’a ihtiyaç vardır.O ‘mutlak’a nisbetle, eşya ve hadiseler üzerine düşünülür.

Günümüz dünyasında sözü edilen kılavuzlar o kadar fazlalaştı, öte yandan o kadar kaygan ve muğlak bir zeminde hüküm sürmeye başladı ki insanlar doğurgan değil fasit bir kafa karışıklılığın içinde debelenip duruyor. Herkes bir şeyler söyleme ve ispat etme derdinde fakat çok az kimse ispat etmeye çalıştığı şeyin hayatında neye tekabül ettiğini düşünüyor. Böyle,yoğun ve kirli enformasyon çöplüğünde yaşamaya çalışan fertler olarak zihnî bulanıklığa izin vermeden bir yandan da zihnî elastikiyeti muhafaza etmeliyiz. Kritik ve eleştirel düşünce tam bu noktada teoriden pratiğe geçmede yardımcı oluyor. Bilinçli bir şekilde bulandırılmış zihinlerimizi berraklaştırma yolunda önümüze yol gösterici önemli ikaz levhaları koyuyor. Bir makale okundukta, o makalenin ne maksatla kaleme alındığının, yazan kişinin birikiminin yeterli olup olmadığının anlaşılmasında, makalede geçen kavramların makale bağlamında değerlendirilmesinde ve buna benzer birçok konuda yahut mühim bir olay vuku bulduğunda bu olayı sadece zâhirde görülen sebepler ve sonuçlarla değil derinlemesine tahlil etmede kritik ve eleştirel düşünce metotlarıyla başarı sağlanabilir. Kritik ve eleştirel düşünce metodu bu imkanları sağlarken bazı menfilikleri de beraberinde taşıyor. Gerçeği anlamada araç olarak kullanılacak bu yöntemin mutlaklaştırılması tehlikesi tebarüz ediyor. Her fikre eşit mesafede durma iddiasında olan bir sistem bir zaman sonra kendisinin ve dolayısıyla onu ortaya çıkaran insanların görüşlerinin tek gerçek ve kural koyucu olarak görülmesini netice verebilir. Bu tehlikeleri ıskalamak ölümcül hasarlara sebep olabilir.