Sefaretnamelerin Diliyle Osmanlı Devletinde Zihniyet Değişimi

Çeşitli sebeplerle başka ülkelere gönderilen elçilerin veya maiyetlerinden birinin, sefaretleri sırasında gördüklerini ve yaptıklarını devletlerine bildirmek maksadıyla yazdıkları eserlere sefaretname denir.

Karlofça Antlaşmasından sonra eski gücünü kaybeden Osmanlı Devleti’nde dış ilişkilerin önem kazanması, Avrupa’nın merak edilmesi ve bilimsel olarak da takip edilmesi ihtiyacından dolayı 18yy. da sefaretnameler yaygınlaşmıştır. Bu sefaretnamelerde siyasi olaylardan çok gidilen ülkenin durumu ve gezilen görülen yerler anlatılır. Daimi elçiliklerle birlikte klasik sefaretnamelerin içeriği değişmiş ve siyasi içerik kazanmaya başlamıştır. Avrupa’ya ulaşım ve etkileşim de kolaylaştığından zamanla sefaretnamelerin eski önemi kalmamış ve 19.yy ortalarında sefaretname yazımı sona ermiştir.

Osmanlı Devleti’nin her zaman sınır komşularıyla çok sıkı diplomatik ilişkileri vardı. Bunun dışında pek çok Avrupa devleti ile de yoğun etkileşim içindeydi. Biz Osmanlı Devleti ile çok sıkı diplomatik ilişkileri bulunan Avusturya, Rusya ve Fransa’yı ele alacağız.

Avusturya karşısında Viyana bozgunundan önce Osmanlı Devleti mutlak hakim konumdaydı. Mesela Kara Mehmet Paşa Osmanlı Devleti’nin güçlü zamanlarında gittiği Avusturya’da Beç kalesine girerken kendisine hinto araba takdim ettiklerinde “Ben arabaya binmem ve biz Osmanlıyız, bizim mutadımız küheylan atlara binüp cırıd oynayup gazalara gitmektir. Bizim İstanbul’da böyle arabalara avratlar biner, bize lazım değidir” diyerek tavizsiz davranmıştır. Zaten bu devirlerde Osmanlı Devleti kendini diğer tüm devletlerden güçlü görür. Hatta Karlofça’dan sonra bile ilk zamanlarda Avusturya’ya giden elçi Mustafa Efendi (1143H.-1730M.)  “Nemçe taifesinin Osmanlı Devleti için kuvvetli bir düşman sayılamayacağını, o devirde değil, hatta eskiden beri öyle olduğunu” söyler. Kralın hiç parası bulunmadığından bahisle Nemçe İmparatorunun yıllık parasını Osmanlı Devleti verse hazineden hiçbir şey eksilmeyeceğini söyler. Osmanlı Devleti gücünü kaybetse de aslan postuna bürünmeyi ihmal etmez ve sisteminden ziyade sistemi işleten bireylerde hata arar. Sisteminin sorunlu olduğunu asla düşünmez, bunu kendine yakıştıramaz. Bundan dolayı yenileşme hareketlerinin Osmanlı Devleti’nde nispeten geç başladığını söyleyebiliriz.

Fakat çok geçmeden  de Avusturya’ya gönderilen Ebubekir Ratip Efendi’nin sefaretnamesinde Avusturya ordusunu iyice incelediğini görüyoruz.(1730)  III.Selim orduda ıslahat yapmak için Ratip Efendi’den bilgi istemiştir. Sunduğu bu takrirler III. Selim’in Nizamı Cedid ordusuna temel teşkil etmiştir. Osmanlı Devleti 60 yıl önce hiçe saydığı devleti 60 yıl sonra ordu düzeninde esas kabul etmiştir. Zamanla diğer devletlere bakış açısı değişmiş, onların sistemleri üzerine de düşünmeye başlamıştır. Bunda genel yönetici kadrosundan ziyade III. Selim’in yenilikçi fikirleri etkilidir.

Osmanlı elçileri Avusturya’da opera, maskeli balo gibi davetlere de katılmışlardır. Elçilerin bu davetlere başlarda siyaset icabı, tatsızlık çıkmasın diye katıldıklarını görüyoruz. Bundan dolayı tiyatro, opera gibi sanat dalları Osmanlı’ya 19. yy.a kadar girmemiştir. Mesela Mustafa Hatti Efendi operaya çağırıldığında başta gitmediği halde kralın ısrarı sonucu gitmek zorunda olduğundan bahseder .Fakat bu fedakarlık sonucu operanın bir kaç odası heyete ayrılmış ve bir oda da mescid olarak düzenlenmiştir. Osmanlı Elçileri teşrifata her zaman özen göstermiş, devletin şanını düşürmemeye Avusturya karşısında da hep dikkat etmiştir.Mesela Mustafa Hatti Efendi Avusturya askerlerinin kendisini yalın kılıç selamlamalarına tepki göstermiş ve Avusturya’nın prosedürü bu olduğu halde uygulamayı kaldırtmayı başarmıştır.

Osmanlı Devleti’nin yakın ilişkide olduğu ülkelerden biri de Rusya’ydı. Başlarda siyasi ilişkilerde baskın taraf Osmanlı Devletiydi. Mesela elçilerin mübadele yeri olarak; Mehmet Emni Paşa sefaretnamesinde (1742) Rus tarafının Lehistan üzerinden mübadele yapılmasını istemesine rağmen Osmanlı tarafı kabul etmemiş ve mübadele oradan yapılmamıştır. Abdülkerim Paşa sefaretnamesinde, Mustafa Rasih Paşa Sefaretnamesinde gördüğümüz üzere 18yy. sonlarında mübadele yerinin Rusların arzusuna uygun seçildiğini görürüz. Bu basit bir mesele gibi görünse de böyle durumları önemseyen bir devletin bu konuda geri adım atması siyasi güç kaybını açıkça gösterir. Bundaki en büyük etkenin Rusya karşısında ard arda alınan yenilgiler olduğu muhakkaktır.

Şehdi Osman Efendi sefaretnamesinde(1758) kendisine gizlice sığınan bazı Müslüman esirlerin iadesi için baskı yapıldığı hatta işin tehdit derecesine vardırıldığı görülmektedir. Ayrıca Şehdi Osman Efendi’den, kabul etmese de çar karşısında yer öpmesi istenmiş, kendisine Rus temsilcisi karşısında alçak oturması gibi taleplerde bulunulmuştur. Rusya’nın bu cüreti Osmanlı Devleti’nin zayıflamasından aldığı muhakkaktır.

Günümüzde sıradanlaşan bazı olayların o zamanki Osmanlı Devletinde ilginç karşılandığını da bu sefaretnamelerde görürüz. Mesela sefaretname-i Necati’de Necati Efendi izlediği tiyatrolarda karşılaştığı alkışı garipsemiştir ve alkış hakkında “bahşiş yerine ellerin birbirine urup rical ve nisvanları dahi kezalik yani altın vermiş gibi olurlar” yorumunu yapmıştır. Çok geçmeden garipsenen bu durumlar Osmanlı Devleti’nde de yaygınlaşmıştır.18yy.da Osmanlı’nın Rusya karşısında sürekli güç kaybetmesine mukabil, geleneklerine bağlı Osmanlı elçileri ve Rusların ezici tavırları ilişkilerin sert geçmesine sebep olmuştur.

Osmanlı Devleti ile diplomatik ilişkisi az olmasına rağmen Osmanlı Devleti’ni diğer tüm devletlerden fazla etkileyen Fransa’dır. İhtilal öncesi Fransa’ya giden Osmanlı elçilerinden elimizde tek sefaretnamesi bulunan 28 Mehmet Çelebi’dir.( 1720-1721)Bu sefaretname Osmanlı Devleti’nin batılılaşma serüveninin ilk merhalesidir. Osmanlı yöneticileri Mehmet Çelebi’nin sefaretnamesinden yeni kavramlar öğrenmişler ve bu sefaretnameyi bir batılılaşma programı olarak benimsemişlerdir.

28 Mehmet Çelebi karantina uygulaması, askeri hastane, Versay ve diğer saraylar, opera, tıbbiye, eczane, kilim ve ayna atölyeleri,7’şer katlı binalar, rasathane, su kanalları, fıskiyeler, bağ ve bahçelerden sefaretnamesinde bahsetmiş, bu güzellikler karşısında hep hayrette kalmış çoğu zaman ‘eşini benzerini göremeyeceğimiz, anlatması mümkün olmayan’ gibi ifadeler kullanmıştır. Hatta Maryl Sarayı’nın bahçesini dolaşırken gördüğü güzellikler karşısında “Dünya müminlerin cehennemi, kafirlerin ise cennetidir”  hadisini anarak kendini avutabilmiştir.

Ahmet Hamdi Tanpınar çok doğru bir tespit yaparak “Efendi Paris’i Evliya Çelebi’nin Viyana’yı seyrettiği gibi Kanuni devrinin şanlı hatıraları arasından ve bir serhat mücahidinin mağrur gözü ile görmez. O XVIII. asır Paris’ine Karlofça’nın ve Pasarofça’nın milli şuurda açtığı hazin gediklerden ve devlet işlerinde pişmiş zeki bir memurun tecrübesiyle bakar” demiştir.

Osmanlı Devleti’nin bu sefaretnameden sonra en azından Fransa’ya karşı psikolojik üstünlüğünü kaybettiğini söyleyebiliriz. Yine bu sefaretnameden sonra Osmanlı’da bazı yenilik hareketlerine girişilmiş, mesela matbaa bu sayede kurulmuştur. Fakat bizim müzmin problemimiz “yanlış batılılaşma” sonucu teknolojik yeniliklerden çok gösteriş, israf, lüks gibi kavramlar Osmanlı Devleti’ne girmiştir. Lale Devri ortaya çıkmıştır. Beylerbeyi Sarayları gibi sonraki dönem sarayları Fransa gezisinde hayran olunan saraylardan etkileşimin örnekleridir. Tanzimat Döneminde Osmanlı Devleti’ndeki aydınların asıl olarak Fransa’yı örnek almalarının, yabancı dil olarak Fransızcanın yaygınlaşmasının temellerini de bu sefaretnamede aramak gerekir.

Sefaretnameler derinlemesine tetkike muhtaçtır. Osmanlı Devleti’nin modernleşme sürecini, siyasi ilişkilerini, elçilerin gittikleri ülkenin o günkü içtimai durumunu anlamamızda en büyük yardımcılarımızdandır. Arşivler incelenerek bilinmeyen sefaretnameler açığa çıkarılmalı ve sefaretnameler mümkün mertebe basılarak Türkiye’ye ve dünyaya kazandırılmalıdır. Bunun Türkiye’ye faydası kadar sefirlerin gittiği ülkelerin tarihlerine de katkıları olacağı muhakkaktır.

 



Kategoriler:Tarih ve Siyaset Üzerine

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: