Kiracı

Kardeşimin apartmanımızdan olaylı bir biçimde ayrılması apartmana bir kasvet getirmişti. Annem, namazını kıldıktan sonra gizli gizli ağlamalarına başlamıştı. Karım ve çocuklarımdaysa bir endişe vardı, ne olacaktı şimdi? En küçük iki kardeşim üniversite okumak için büyükşehirlere dağılmışlardı, şimdi diğer kardeşim de apartmanımızdan ayrılıyordu. Annem, ben ve ağabeyim kalmıştık şu koskoca apartmanda. Evet, ne olacaktı şimdi? Yoksa onun bizimle kavga ederek ayrılışı, bu ailenin dağılışına mı sebep olacaktı?

Açıkçası ben de bilmiyordum.

Ağabeyim ve ben, bir benzin istasyonu işine girmeyi düşünüyorduk, kardeşim ise otobüs işine girmeyi istiyordu, bu iş bayağı pahalıydı ve muhtemelen de zarar ederdik, ve kardeşim ortak olarak sahtekarın tekini yanımıza getirmişti. Bu da tepemizi iyice attırmıştı.

Ne yaparsa yapsın diyerek geçmişe sünger çekip evini satılığa çıkarmayı düşündüm. Ancak ağabeyim, o senin kardeşindir, her zaman burada yeri olacak, belki de ona ortaklık etmekten vazgeçer diye evi kiraya vermemiz gerektiğini söyledi. Ayrıca burası bir aile apartmanıydı, bizi bir arada tutan en önemli şeylerden biri.

Kiraya vereceğimiz yer, annemin dairesinin yanı, yani benim alt komşum olacaktı. Ondan dolayı kiracılarımız sakin insanlar olmalıydı. Bu yüzden evi öğrencilere vermedik. Kirayı da biraz yüksek tuttuk, çünkü kardeşim evden çıkarken döşemelere dokunmamıştı, yani döşemeler, mutfak dolapları, hepsi yeniydi ve tertemizdi. Yeni evli ya.

Yaklaşık bir ay kiracı bulamadık. Fiyatı yüksek bulanlar oldu, bazı cins herifler döşemelerin markasını bile sordu. Sonra da falanca döşemecilik olmazsa olmaz gibi laflar sarfettiler. Yok efendim, mutfak dolapları Kıbrıs cevizinden olacakmış da…

En sonunda, eski beyaz bir araba apartmanın önünde durdu. İçinden takım elbiseli, orta boylu, otuzlu yaşlarında bir adam indi, apartmanımıza doğru baktı ve içeri girdi. Ağabeyim adamın İngiliz favorilerine dikkat etmiş olacak ki, herife bak, dedi. Niye geldi ki? Bilmem. Belki ev için gelmiştir. Sırf tipinden vermem dedi ağabeyim. Peşin hüküm verme abi.

Adam geçekten ev için gelmişti.

Bu kadar aylık fiyata, bu depozitoya hiçbir itirazı olmadan kontrata imzayı çakan bir adam bizi bayağı kıllandırmıştı. Niçin aceleyle gelip evi tutmuştu? Yoksa bir vukuatı mı vardı? Çevreme sordurdum. Adam avukat. Bir hukuk bürosunda çalışıyor. Eşi ev hanımı. Okula yeni başlayan bir çocuğu var.

Ancak bir hafta sonra işler değişmeye başladı. Eve geldiğimde eşim alt kattan rahatsız olduğunu söyledi. Kavga mı ediyorlar? Zannetmiyorum, dedi eşim. Sadece kadının sesini duyuyorum. Dövüş kavga sesi yok. Televizyonun sesini kısıp alt katı dinlemeye çalıştım, ama ses gelmedi. Yanlış duymuş olmayasın? Kendinden emin. Belki de geldiğimizi görünce bizden çekinmiştir, diye düşündüm.

İşlettiğimiz çay bahçesinde soğuk kapmış olmalıyım.

İşyerinde ateşim çıktı. Ağabeyimden izin isteyip eve gittim. Ancak o zaman kadının bağırdığını fark edebildim. Çocuğu dışarda üstünü kirletmişti anladığım kadarıyla. Çünkü kadın “Bu ne hâl” diye bağırıyordu.  Kadının “Allah Allah ya!” demesi bizim salonda bile yankılanmıştı. Hani lan bunların bir vukuatı yoktu? Tabii biz avukatı sordurduk, karısını değil. Alt kat komşularımıza biraz daha dikkat etmeliydim.

Önce avukatın eve girişini, evden çıkışını takip ettim. Avukat cana yakın, tatlı bir adam, karısı gibi değil. Karşılaşınca hep selam veriyor. Aklı başında bir adam, dindar da aynı zamanda. Cuma namazlarında, bayram namazlarında da görüyorum onu. (Bunu eşime söylediğimde şaşırmış, hem de avukat adam demişti)

Aynı saatte evden çıkıyoruz. Apartmandan çıkarken önümde solgun bir ten ve kahverengi İngiliz tipi favoriler görüyorum. Avukat bu. Günaydın avukat bey. Günaydın. Yanında da oğlu oluyor, onu okula bırakıyor. Çok da tatlı bir çocuk.  O da babasına benziyor, onun gibi solgun, zayıf. Hayret ediyorum, adamın karısı da balık etli hani. Acaba yemek vermiyor mu, diye düşünmeden edemiyorum. La havle…

………………………………………………………………………………………..

Kardeşimi bir senedir görmüyorum.

Avukata çok alıştığımızdan ya da kardeşime çok kızgın olduğumdan değil. Kardeşim telefonlarıma bakmıyor bile.

Kardeşim telefonlarımı açmıyor abi.

Bak bak! Şerefsiz! İş yüzünden bakmadığını bilmiyoruz sanki. Ama sorsan, bana eşim senin köpeğinden rahatsız oluyor der. Ben de köpeğim de karından rahatsız oluyorduk ama gitmiyorduk. Kadına bak ya! Oğlanı zorla taşıdı!

Ben ciddiyim abi. Ben kardeşimi özledim.

Gelecek merak etme. Önce karısına tüp bebek taktıracakmış. Çok yakıyor demek ki…

Avukatın karısına dayanamıyorum.

Eşine bağırıyor, üstünü kirlettiği, odasını toplamadığı için çocuğuna bağırıyordu. Eşim artık onlarla konuşup onları uyarmam gerektiğini söylüyordu. Bense onların aile hayatına karışmanın doğru olmadığını söylüyor, onu sakinleştirmek için elimden geleni yapıyordum.

Ama bir yere kadar.

Yorgun argın geldiğim bir gün, dinlenmek için kanepeye yattım.

“Bu ne hâl!”

Lan oğlum, ya sen dışarda oynama, ya da anana söyle, çemkirmeyi bıraksın. Başımda atlar tepişiyor zaten. Yeter artık!

“Bu ne kir, bu ne pasak!”

Diye bağırır bağırmaz, ben de avukatın karısına nispeten kendimi kanepeden aşağı attım. Güm! Bir anda sustu.

Hah-ha! Gör bakalım cazgır karı! Bir doksan boyunda ve doksan dört kilo ağırlığında birisi sürekli üstüne düşsün de gör!

Ben de, kadın bağırmaya başlar başlamaz üçlü kanepeden kendimi aşağı atarak kadını susturdum. Susturmakla da kalmadım. Bir saat boyunca da kanepeye çıkıp kendimi aşağı attım.

Güm! Güm! Tam bir saat.

…………………………………………………………………………………………………..

Üst komşularımız evlerinde tam olarak ne yapıyor, bilmiyorum. Tadilat mı var, çekiç mi iniyor, onu da bilmiyorum. Karım hiç usta görmemiş. Kaç zamandır da bu gürültü var. Gidip konuşsam… Sana ne be adam demez mi, zaten adam ev sahibi…

Of!

Gürültünün tek iyi tarafı eşimi susturması.

Evet, hayatımdan memnun değilim. Hiç de memnun olmadım aslında.

Aileme inat hukuk fakültesine kaydolduğum zaman aklımda nasıl hayaller vardı… Hep haklı olanı savunacak, dünyadaki adaletsizliklere karşı boyun eğmeyecektim.

Çarpık çurpuk metinler, nedenini soramadığın saçma sapan kanunlar, gerçeğin bir avukatın elinde şekil değiştirmesi ve sonunda her şeyin anlamsızlaşması… Bütün bunlar mutsuzluğumun başlangıcı mı sayılırdı? Evet, maalesef…

Hukuk fakültesindeyken kurduğum yazarlık hayalleri… Sonra o hayallerin kenarından bile geçemeden ailenin zoruyla evlendirilmek… Yazdıklarımın sadece karım tarafından okunması, yani anlaşılmaması… Çok güzel olmuş hayatımlar, ve saire…

Çocuğumun günahı neydi diye düşünüyorum bazen. Bazen de, çocuğumun olması gerçekten de bir günah sonucu muydu diye.

Evliliğimin tek iyi yanı oğlumun çok akıllı, sessiz bir çocuk olması. Onun ilerde çok iyi bir yerde olacağından hiçbir şüphem yok. Bazen de, keşke olmasaydı diyorum, o zaman çekip gitmek kolay olurdu.

Yine bağırıyor. Rahatsız oluyorum. Komşulara kadar geliyordur eminim, Allahtan uyarmıyorlar. Hani dikkatli olacaktı bu sefer?

Gürültü düzenli aralıklarla değil. Yani bu düzenli yaptıkları bir iş, ya da bir tadilat değil. Bizimle ilgisi var sanırım, bilemiyorum.

Gürültünün ikinci ayı.

Sanırım ev sahibi, eşimi susturmak için gürültü yapıyor, bu da bir saat sürüyor. Yoksa iki aydır bir tesadüfü mü yaşıyoruz?

Oğlunla biraz daha ilgilensen diyorum! Bütün gün büronda boş boş oturuyorsun!

(Güm! Güm! – Bu sefer seslerle birlikte tavandan boya ve sıva parçaları dökülmeye başladı.)

Taşınmamız gerek hayatım. Hiç hayır der mi?

……………………………………………………………………………………………………

Avukat bey kapımı çaldı.

Buyrun avukat bey. Affedersiniz, rahatsız ettim. Biz… Başka bir yere taşınıyoruz. Sizi rahatsız ettik, ailem adına özür dilerim. Önemli değil avukat bey.

Uğurlar olsun.

Avukat, bir bıkkınlıkla eşyalarını dışarıya taşımaya başladı.



Kategoriler:Öykü

2 replies

  1. Devamı var mı meraklandırdınız bizi 😄

    Beğen

  2. Bu öykünün devamı yok malesef ama yeni öyküler yayınlayacağız. Selamlar

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: