Bu söyleşi daha önce yapmış olduğum bir bülten çalışmasında yayımlanmak üzere yapılmıştı. Değerli hocam Mustafa Kirenci’nin izni ve bilgisi dahilinde yayınlanan bu yazıyı, şimdi Mefhum Dergisi’nde yayımlamaya gerek duydum. Çünkü muhtevası ile yol gösteren nitelikte bir yazı. Ülkemizde kültürümüze sahip çıkmaya çalışan, nitelikli, başarılı ürünler ortaya koyan Büyüyenay Yayınları’na  şahsım adına şükranlarımı sunuyorum. İstifade edebilmeniz temennisi ile..

 

1-Bizim için kısa bir Mustafa Kirenci portresi çizebilir misiniz?

 

1963 Boyabat doğumluyum. Üniversiteyi İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünde 1986’da bitirdim. Yüksek lisansımı Sosyoloji bölümünde tamamladım. Öğretmenlik yapıyorum.

 

2011 yılında da Büyüyen Ay Yayınları’nı kurduk. Amacımız hem klasik eserleri, hem de modern eserleri yayımlamak. Ama klasik eserlerden başladık. Bu aslında biraz da kültürümüze sadakatin bir işareti olsun istedik.

2-Kitap kavramı sizde neleri çağrıştırıyor?

 

Aslında şöyle bir soruyla cevap versek kitabın insan için önemini kestirme bir şekilde anlatabilir.  “İnsana okumak kadar ve onun kadar faydalı ve lüzumlu ne var? Kitabın etkileri ve faydalarının açılımları o kadar çoktur ki sıralayabilir miyiz bilemiyorum. Öncelikle o insanı hatırası olan bir varlığa dönüştürür.İnsanın malumat hazinesini  çoğaltır. İyiyi kötüden, güzeli çirkinden ve doğruyu yanlıştan ayırdetmemizi sağlar, muhakeme kuvvetimizi düzeltir ve onu gerçek bir kuvvete ve güce dönüştürür. İsteklerimizi düzenler, onları hakiki önem derecelerine göre düzenlememizi, fikir ve düşüncelerimizi eğitir ve olgunlaştırır. En önemlisi de fikir ve düşüncelerimizi yüceliklerle tanıştırır ve onların katına yükseltir. Beşer olmamızdan kaynaklanan kalbimizdeki kötü arzu ve istekleri bertaraf ederek onu ideal olanla muhatap olmasını sağlar. Ahlâkî faziletler, erdemleri öğretir insanı ömrü müddetince an be an kemal derecelerini tadması ve bunlardan insan kardeşlerinin yararlanmasını sağlar.  O hakiki bir dosttur, nasihat vericilerin en etkilisidir. Bizi kızdırmadan, rencide etmeden ve bizi incitmeden kusurlarımıza ayna olur. Bizi bize gösterir. Hayatımızda rast geldiğimiz eziyetlere, imtihanlara ve hayatın mihnetine karşı maruz kaldığımız bütün olumsuzluklar unutturur, unutturmasa bile hafifletir, onlardan birer tecrübe olarak faydalanmamızı sağlar. Bu yüzden iyi kitaplar ruhumuzun ve canımızın gıdasıdırlar.

Onlar bizim için neler neler yapmazlar ki?  Arkadaşımız yoksa arkadaştırlar. Arkadaşımız olsa bile istediğimiz vakit, her an bizim için hazır ve nazır sadık dostturlar. Onlar bize sırlarını emanet ederler. Bizden fersah fersah uzakta bulunan insanların hüner ve marifetlerini bize ulaştırıp öğretirler.  Geçmiş zamanlar ve eserlerini, o zamanlardaki meşhur kavimleri bize getirip takdim ederler. Bunlar kendi eserlerinin verecekleri destekle bize refakat, eğlenceli ve istifadeli, hadsız hesapsız malumatlarıyla da bizi talim ve terbiye ederler. Velhasıl birer ışık saçan kandil gibi bizi aydınlatır ve gönlümüzü hoş eder ve kurtuluş yoluna, saadetin dostluğuna gönderir ve bize sözleriyle doğru yolu gösterirler.

Öncelikle insanın  okuyacağın kitabı güzel seçmesi gerekir.  Çünkü ömrümüz müddetince bütün kitapları okuma şansımız yok, buna bir insan ömrü yetmez. Bunun için hem dünyamızı hem ahiretimiz imar ve ihya edecek eserleri okumalıyız. Nasıl çeşit çeşit besinler var ise ve bunların tümü bize yararlı değilse, canımızın ve ruhumuz gıdaları olan kitapları da iyi seçmemiz gerekir.  Ayrıca kitaplar özellikle has kitaplar bir kez okunup geçilemezler. Onları bir kaç kez okumalı ve onların anlam dünyalarına düşünerek zihnimizi teksif ederek bütün ruhumuzla katılmamız ve anlamaya çalışmamız gerekir. Aslında hu da yetmez, onların bize sunduğu dünyayı, hayatımızı iyileştirmek, davranışlarımızı güzelleştirmek için tatbik de etmeliyiz.  Okumaktan asıl murat da budur zaten. Yoksa her bilgi bu şekilde tatbik edilmezse bir yüktür. En büyük iki yüzlüler bilen fakat uygulamayanlardır.

Özellikle gençlerin biyografi kitapları okumaları oldukça önemlidir. Kültür ve insanlık medeniyetine katkıda bulunmuş değerli insanların hayat hikaleri okutulmalı ve öğretilmelidir ki yeni nesil kendisine örnek seçebilsin ya da en azından kendisine seçeceği örneklerde elinde bir kıstas, ölçüt bulunsun. İnsan hayatını iniş çıkışları, başarı ve başarısızlıkları, insan hallerinin çeşitliliğini ve kaderin çizdiği yolları görebilmenin ve anlayabilmenin en iyi yolu biyografi kitaplarıdır. Hele bazıları neredeyse ders kitabı olarak bile okutulmaya layıktır.  

 

3-Yayın evi olarak BÜYÜYEN AY adı nı aldınız neden?

 

Büyüyenay dedik adımıza…  Çünkü, Ay ile insan ve insanı kuşatan bütün değerler arasında ilgi kuruyoruz. İnsanla ay arasında sürekli bir etkinin varlığına inanıyoruz. İnsandan Ay’a, Ay’dan insana doğru sürekli ve kesintisiz bir bağın kurulmasından yanayız.  Çünkü Ay, varlığına asla yabancı unsurları katmadan daima kendi yaradılışının açılımlarını yaşıyor. Belli belirsiz olduğunda da kendisi, olgunluğa erişip ihtişamıyla insanları büyülediğinde de yine kendisi. Sürekli değişiyor ama hep kendisi kalıyor. Özüne yaradılışına uygun yaşıyor… Bizler Ay’dan ilham alarak Büyüyenay dedik adımıza…  Kitap ve Ay…  Ne müthiş bir ikili… Ay kitap oluyor, kitap da Ay… Gökyüzü ve yeryüzü buluşuyor…  Medeniyetin yapı taşı oluyor, onu taşıyor… Bizler, medeniyetimizi taşıyan kimileri unutulmuş, kimileri unutturulmuş, kimileri de mütevazılığından görünmez olmuş nice eserlerin Ay gibi ışımasını, karanlığı dağıtmasını istiyoruz. Işığını, ilhamını, enerjisini insanlığın temel, vazgeçilmez değerlerinden, erdemlerinden alan bütün bu eserlere gönülden bağlıyız.  İnsanlığın ortak kültür mirasına katkı derecesi ne olursa olsun, insanlık medeniyetinin ortak hazinesi olan bütün eserler ilgimizin, bağlılığımızın çekim alanındadır. Yeni dünyalar vadeden, özenle taze yapılar kuran eserler kadar, halihazırı anlatan, onu anlaşılır kılan, algı kapılarını aralayan eserler de. Bilgi verenler de, bilinç verenler de. Yaşama sevinci veren, merhameti harflerine varıncaya kadar içselleştirmiş olanlar… Teorinin gerilimini, pratiğin vurdumduymazlığını ve neşesini mayasına, hamuruna katmış olanlar da. Baharı müjdeleyenler kadar, kışı duyuranlar da. Ay… Büyüyenay dedik adımıza. İstiyoruz ki çıkaracağımız eserleri onun halesi kuşatsın… İstedik ki nasıl O, karanlık geceyi aydınlatıyor ve karanlığa kendini siper ediyorsa, her daim güzel hallerini sunuyorsa, çıkaracağımız eserlere de ondan bir iz düşsün, vereceği bilinçle zihinlere ışık düşürsün, hikmetlerle gönülleri tazelesin. Eserlerimiz karanlıkları ay gibi aydınlatsın, ruhlara dinginlik, neşe, güven, ümit ve ilham versin. İşte bu yüzden Büyüyenay dedik adımıza. Bir dua gibi…

 

Mustafa Kirenci

Büyüyenay Yayınları

Yayın Yönetmeni