Vatan Müdafaası Türkçe’den Başlar

Hubbu'l-Vatan Min'el-_man
Başlığı okuduğunuz andan itibaren yazarın çağrısına muhatap oldunuz. Yazar size bir ok attı ve durduğu yeri belli etti. Siz de o yeri merak ettiniz ve şu an okumaktasınız. Bir de çağrıya icabet göstermeyip başka yerde durmayı yeğleyenler oldu. Sizi davet ettiğim yerin mahiyetini, onların yerini anlamağa çalışma gayreti ele verecektir. Öyleyse başlayalım;
  1. Burada –Anadoluda- yaşayıp, ‘vatan’ mefhumuna yabancı bir kimse yoktur zannındayım. Kelime zâten, zâtı itibariyle ‘bir adamın doğup büyüdüğü veya yaşadığı memleket’ manasını verdiğinden ve başlığı okuyabilen birinin hem Türkçe bildiği hem de Türkiyede yaşadığı kesinkes bildiğimiz bir husus olduğundan; mevzu mefhuma sûretâ değil manen münasip düşmekte düğümleniyor. Bu kelime sebebiyle okumayanlar vatanı bilip bilmezden gelenlerdir. İnsan kabul etmediğini nasıl müdâfaa edebilsin? Belki başka kabullerini –evrensel, küresel gibi- başka dillerle müdâfaa edebilirler. Misalen ‘İngiliz’ce münasip düşebilir. Fakat Türkçeyle iş görmeğe kalkarlarsa ciddiyete veda etmek durumunda kalırlar, tabiî emanet bırakacakları, ısmarlayacakları bir merci tanıyorlarsa. (Arapçada vadā: emaneten bırakma)
  2. Hiçbir şeyi müdâfaaya lüzum görmeyenler de okumayanlar kâfilesine girerler. Bahsedilen müdâfîliği terk, aslen farklı fakat zuhura gelişleri aynı iki düşünme biçimidir. ‘Kaderde erime’ ve ‘kaderden kaçma’.
  Kaderde eriyenler olup biten her şeyin -edeben dahî olsa- kendilerine irade payı biçmeksizin başka bir güç marifetiyle idare edildiğine kânidirler.  Bu başka güç kimine göre Tanrıdır, kimine göre – o kişi Tanrı tanısa bile- şer kaynağı kişi veya kişiler cemiyetidir. Hayrın kaynağı olarak düşünüldüğüne hiç rastgelmedim.
  Kaderden kaçanlarsa kendi iradelerinin yanında başka bir mercie güç atfetmezler. Ya her şeyin saçma olduğuna inanır, mutlak manasızlığa hükmederler ya da ‘ruhtan arındırılmış’ mekanik bir düzen tasavvur edip hakikatına inanırlar. Mekanik düzel esasen manasızlığı netice verir. Kendi iradelerinin dışında irade tanımayanlar sözü edilen düzen içerisinde sıradan, önemsiz ve şahsiyetsiz bir parça olurlar. Ne azîm tezat!
  Bu iki düşünme-eyleme biçimi için hülâsa edildikte ilkinin -öyle bir derdi varsa- varlığın mahiyetine müteallik suallere cevapları onu tatmin edecektir, sonraki için aynısını söyleyemeyiz. Maamâfih serencâmları örtüşmektedir.
 3. ‘Vatanı müdâfaa tabiî ki vazifemizdir lakin neden Türkçeden başlasın?’  düşüncesinde olanlar elbette olmuştur. O soruyu bize tevcih edenlere, ‘sual edebilmenin yegane aracı dildir, bahusus Türkçedir’ dersek cevabımız kâfi gelir kanaatındayız. Yine de mevzumuzu biraz açalım.
  Tüm giysilerinden soyuldukta anladığımız dil ile alakalı bugüne değin hakîmler, feylesoflar söz söylemenin, dili dille anlatmağa çabalamanın güçlüğünü tatmışlardır. Bunun yanında mutabık kalınan bir husus vardır ki o da insanın eylemek için düşünmeğe, düşünmek içinse dile olan ihtiyacıdır.
  Dilin insan olmaklık açısından müstesna bir mevkii vardır. Kendini, özünü, ‘kendözü’nü bilebilen, bulabilen ancak insandır. Bunu yaparken kullandığı dil, insanın ‘kendözü’nü şekillendirecek kadar tesir sahibidir. Diyebiliriz ki insan, kişiliğini, ‘kim’liğini iletişebildiği, bildirişebildiği dilde bulur, dille bulur. Kim olduğunu sorgulayan, kimliğini arayan insan, kendini vasıflandırdığı değerler ağını paylaştığı dîger insanlarla yakınlık kurar, daha tercihe şayan bir ifadeyle kaçınılmazcasına samimi olur. Kimliklerinin kaçınılmazcasına örtüştüğü insanların beraberce yaşayageldikleri yer vatandır.  Bizim için vatan Türkiye, dil Türkçedir. Yukarıda bahsolunan hususiyet bütün dillere teşmîl edilebilirken Türkçenin mühim birkaç meziyetini nazarı dikkate almak gerekir.
  Malum olduğu üzre, Türkçenin hüviyetini İslam belirlemiş, belirginleştimiştir. Arapçadan ve ondan çok daha fazla Farsçadan dilimize bir çok kelime dahil olup Türkîleşmiştir. Tafsilata girmeden şu rahatlıkla söylenebilir ki dilimizi öğrenirken dinimizi de öğreniriz. Türkçeye vukufiyet kesbettiğimiz ölçüde tahkikî îmana yaklaşırız. Hem kimliğimizi dilimizle kazandığımızdan hem de bahusus Türkçenin, bir dinin değiştirdiği mecrada akmasından sebep böyle düşünülebilir. Hatta, ‘burada’ yaşayan ve Türkçe konuşan birinin Türkçeyi alelade bir dil saymasının, dinini de alelade bir din saymasını intâc edebileceği kanaatindeyim.
 4. ‘Vatan müdâfaasında Türkçenin ehemmiyetini kabul etmekle birlikte ondan evvel yapılacak başka şeyler var’ diyenleri bir önceki maddenin hudutları içerisinde değerlendirebiliriz.
 5. Vakti olmayanlar, tembellik edenler ve başka sebeplerden başlığı görüp yazıyı okuma imkanı bulamayanlar mevzumuz haricindedir.


Kategoriler:Serbest Fikir

Etiketler:, , ,

2 replies

  1. Yazdıklarınızın çoğuna katılmıyorum. Vatan müdafaası İçin Türkçe zarureti yoktur. Dil bahsettiğiniz kati ölçülerde elzem değildir. Mesele islam ortak paydasında olduğu müddetçe , bu vatan Arapça da savunulur, ingilizce de savunulur. Yani İngilizce konuşanlar İngiltere’yi, Türkçe konuşanlar Türkiye’yi, Japonca konuşanlar Japonya’yı savunsun gibi bir düşüncede olmamalıyız. Müslüman kimliği ile yoğrulmuş, Kuran’ı okuyup anlamak ve uygulamak gayesinde olan kişilerin dili önemli değildir. Hangi dili kullanıyorsa kullansın, islam ahlakıyla ahlaklandığı için, aklına gelen ve ağzından dökülenler her dilin en güzel kelimelerinden başkası olmayacaktır. İçinde, Arapçadan, Türkçeden İngilizce yahut Fransızca gibi dillerden kavramlar bulundursa da, mana itibariyle güzel olanı zikredecektir. Bu da değerlerimizi savunmak İçin asıl önemsememiz gereken şeydir. “Mana”
    Unutmayalım ! “Hiçbir Şey” Türkçe değildir. Zira hiç Farsça, Şey Arapçadır.
    Vatan müdafaası yapacağız diye Türkçe konuşmak İçin bu kadar kasmaya gerek yok bence. Birbirimizle anlaşabiliyoruz. Bu yeter ve artar.

    Beğen

  2. Kıymetli Ayşe Gül Ulaş hanımefendi,
    Yazının ” ‘Vatanı müdâfaa tabiî ki vazifemizdir lakin neden Türkçeden başlasın?’ düşüncesinde olanlar elbette olmuştur. O soruyu bize tevcih edenlere, ‘sual edebilmenin yegane aracı dildir, bahusus Türkçedir’ dersek cevabımız kâfi gelir kanaatındayız.” kısmını ve 3.maddesini daha dikkatli mütâlaa etmenizi istirham ederim. Fazlasına lüzum görmemekteyim.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: