Bir Üniversite Reformunun İmkanına Dair

selman hoca yazı

“Ülkemizde gerçekten de üniversitelerin dönüşümünü sağlayacak bir reform gerçekleşecekse, bu hemen her açıdan dil eğitimiyle ilişkilidir.”/Selman Dilek

Üniversite Reformu ifadesi elbette 1933 yılında Darül Fünun’un kapatılarak İstanbul Üniversitesi’ne geçişle sembolleşen değişimi ifade ediyor. Bu bağlamda, bir önceki yazımıza batı üniversitelerinden örneklerle başlamamız da gerçekleşen üniversite reformunun ruhuyla bütünlük arz ediyor. Malche’nin hazırladığı raporun genişletilmesiyle gerçekleşen reform, Aydınlanmacı temeller üzerinde, araştırmanın bilimsel etkinliğe kazandırılmasını hedeflemekteydi. Bu doğrultuda hem Edebiyat hem de Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültelerinde açılacak hem de dil bölümleri farklı milletlerin dillerinin tahsiline yönelik araştırma odaklı bakış açısına sahip olacaktı. Hâlbuki Avrupa Aydınlanmasındaki arayış, Yunanî köklerin yeniden okunmasına dairdi; Cumhuriyetin ilk üniversite reformu ise İslam medeniyetini anlamlandırmaya yönelik bir arayış yerine batılılaşmanın ikamesini gaye edinen yeni bir dil inşasının tezahürü oldu. 20. yüzyılda ise Batıda post-moderniteye kadar üniversiteye etki eden birçok tecrübe yaşandı; örneğin oryantalizm emperyalizmin araçsallaştırdığı bir doğu okumasından, doğuyu içselleştiren bir araştırma seviyesine doğru evrildi. Biz de ise 33’ten sonra üniversiteyi her açıdan tanımlamaya ve yapılandırmaya doğru herhangi bir ciddi dönüşüm yaşanmadı. Günümüzde pek çok üniversite açılmakla birlikte; üniversite nedir, dili, muhtevası, gayesi vesairesi nedir soruları hala gündemimizi teşkil etmiyor. Bir tarafta İslam medeniyet birikimini üniversitelerin yeniden yapılanması için bir imkan olarak değerlendirecek yeni bir dilin inşası ihtiyacı karşımızda duruyor. Diğer tarafta ise batıdaki birikimi değerlendirebilecek eğitim ve araştırma yetkinliğine nasıl erişeceğimize dair bir usûle, bir yol haritasına ihtiyacımız var. Orta Çağ’da Hristiyan Batı’nın içerisinde olduğu buhrandan çok daha ağır bir sürecin içerisindeyiz; istisnasız her sahada Batı Medeniyetiyle bir karşılaşma yaşıyoruz ve sahip olduğu dönüştürücü etki karşısında maalesef yalnız süreçsel tepkiler veriyoruz. Kökleri yeniden okumaya vesile olacak ve muhatabımızı her yönüyle tanımayı sağlayacak bir dil öğrenimine acilen ihtiyaç duyuyoruz. Mevcut üniversite sisteminin bunu yapamayacağı ayan beyan ortada.
Ülkemizde yurt dışına yönelik pek çok kamu ve sivil toplum kuruluşu faaliyet gösteriyor. Ticari ilişkilerden siyasi ittifaklara, üniversiteler arası işbirliğinden kültürel çalışmalara kadar farklı ülkelerle temas halindeyiz. Buna rağmen dil eğitimini ülke ve toplum araştırmalarını kapsayacak şekilde bir muhtevaya ulaştıramadık. Bunun bazı nedenleri olduğu kanaatindeyim: Humboldt modeliyle gelişen araştırma esaslı bilimsel faaliyetin üniversitelerde içselleştirilememesi ve bölümlerde yalnızca mesleki anlamda ihtiyaç duyulan dilin öğrenilmesiyle iddia edilmesi. Bu hususları da üçüncü bir nedenle ilişkilendiriyorum. Biz de üniversite eğitimi, herhangi bir ideale matuf olarak gerçekleşmiyor (Orta Çağda bu ideal batı için misyondu), daha pragmatik bağlamda meslek arayışına cevap vermeyi hedefliyor. Hatta akademiye yöneliş dahi gençlerde mesleki bir ihtimal olarak görülüyor. Bu doğrultuda atılabilecek olan ilk adım, üniversitelerin kendi müfredatlarını tayin de serbest bırakılmalarıdır. İkincisi ise sırf alan araştırmalarına yönelik merkezlerin (hatta üniversitelerin) desteklenmesi ve müfredatın, sosyal bilimleri daha doğrusu farklı disiplinleri kapsayacak şekilde dilin öğretilmesine olanak sağlamasıdır. Ancak bu surette ülke uzmanları yetiştirilebilir ve oksidentalist çalışma evresine doğru farklı disiplinlerde ilerlenebilir.. Herhangi bir dilin öğreniminde mesleki açığı gözetmek de mühimdir; bununla birlikte bir dili, tarihi, kültürü, coğrafyası vesaire çok boyutlu bağlamıyla araştırma konusu haline getirmek çok daha mühimdir.
Bir önceki yazımızda anlatılan Avrupa üniversitelerindeki iki dönüşüm evresi de dil araştırmalarıyla ilişkilidir ve ülkemizde gerçekten de üniversitelerin dönüşümünü sağlayacak bir reform gerçekleşecekse, bu hemen her açıdan dil eğitimiyle ilişkilidir.


Kategoriler:Düşünce ve Bilim Üzerine

Etiketler:, , , ,

1 reply

  1. Makaleniz özellikle bir çözüm perspektifi sunması açısından orjinal ve kıymetli. Acaba bu konuyu işlemeye devam edebilir misiniz?

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: