Kavramlar Çarşısı

derviş
Dervişin biri sunuverdi kelimelerini rüzgar misâli boşluğa…
Yokluğa bir taş at,varlığın sesini duyacaksın…
Boşlukta kaybolup yiterken bu söz,umulmadık bir şekilde…
Bir velvele bırakıverdi arkasından…
Mana kelimelerin içine girince örtünüvermişti birden…
Halk sorup duruyordu ne demek istemişti bu meczup ?
Bir deli bir kuyuya taş attı,yokluk kuyusu…
40 söz de akıllı ki dünyaya tâlip, varlık görünümünde ki yokluklarını,
Gerçek varlık için yokluğa yani kuyuya atamadılar… Ne acı…
Bu sözü duyduktan sonra, öyle bir yük yüklendiler ki, dağlar taşıyamaz sırtında…
Hakikati de kendilerine benzetiverdiler sonunda, kambur ve çirkin…
Dillerinde inci mercan satan,özleri gafillerin tezgahına düştü bazı gerçekler…
Gerçektiler elbet, ama diller kesik,kulaklar sağır…
Alanlar sarraf değil…
Ve sonra…
Herkesin apaçık görebildiği bir heybetle çarşıya girdi derviş…
Cemâlin içinde celâl tecellisi zâhir oluyordu sanki…
Çarşının ismi yazardı kapının üzerinde,kavramlar çarşısı…
İçeriye doğru,cebi para dolu giren herkes okurdu neşeyle bu yazıyı ama hiç düşünmezdi…
Tüm tezgahları yerle bir etti elinde ki gönül kılıcıyla…
İnsanlar şaşkın şaşkın bakıp dururken,hep olduğu gibi,manasızca çevrelerine…
Derviş cebinden bir ceviz çıkarıverdi…
Fırlatınca nice kavramın paylaşıldığı yerin ortasına…
Kırılmadı, amacı kırmakmıydı, kılı kırk yarmakmıydı ?
Neyi göstermek istiyordu bu eylem perdesinin arkasında ?
Cevize bir kılıç darbesi indirdi de, kılıç yedi parçaya bölündü birden…
Sonra durup etrafına bir nazar etti, korkusundan ağlayan bir çocuk…
Onu çağırıverdi yanına, birşeyler fısıldadı kulağına…
Çocuk birşeyler söyledi, kendi duyacağı kadar…
Bir sefer söyledi ama bunu sayıyla kayıtlayamaz hiçbir insanoğlu…
Kırılıverir zincirleri tüm cihânın…
Ki öyle de oldu… Ceviz parçalandı sözün tesiriyle ey tâlip…
Ne demişti… Aslında ne dememişti…
Bir nur peydâ oldu, kavramlar çarşısının rahminden…
Derviş önce alıp o masum çocuğa ikram ediverdi…
Sonra kendi yemeye başladı herkesin içinde…
Anlam veremedi pazarda ki ins-ü cin bu olan bitene…
Oysa derviş, anlam deyip kelimelere hapsettiğimiz hakikati yiyordu da, bâtıla müptela
Nefislerin kirlettiği gözler göremediler…
Allah bes bâki heves deyip çıkıp gitti kesret âleminden…


Kategoriler:Şiir

Etiketler:, , ,

1 reply

  1. Heyhat ! Anlayamayacak, anlamadığını da farkedemeyecek kadar uyuyoruz. Ne varlık ne yokluk idrakinden uzak.. Allah sonumuzu hayretsin.
    Ne demiş Manço
    “Bir ben var ki benim içimde, benden öte benden ziyade
    Bir sen var ki senin içinde, senden öte senden ziyade
    Bir ben var ki benim içimde, benden öte benden ziyade
    Bir sen var ki senin içinde, senden öte senden ziyade ”

    Ne güzel bir tefekkür olmuş. Zihninize kalbinize sağlık. Size O Zihni ve Kalbi Veren(c.c.) , sizden razı olsun. Vesselam…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: