Kavramların da Var Anlatacakları

kapak kavramSevgili okuyucu, önce kendimi takdim etmeliyim. Ben, kelime kelebeklerinin peşinde koşma’ya talip bir talebeyim. Bu güzel tasvire Hüsrev Hatemi’nin Kelimeler Kitabı’nda rastlamıştım. Sevgili Hüsrev Hoca ortaokul birinci sınıfı bitirdikten sonra ‘’terkiş-tirkeş-sadak’’ diyaloğu ile düşer kelime kelebeklerinin peşine. Ben ise kavramlara muhabbet beslediğimi bir dostumun vesilesiyle idrak ettim. Yıllar evvel kelime defteri oluşturmaya niyet etmişti. Bu güzel eylemi beni de peşinden sürükleyiverdi. Başladık kavramlarla haldaş olmaya. Elbette, karınca kararınca. Bu hüsnü niyetimizi müteakip çok sevdiğim aynı zamanda çokça saygı duyduğum bir avukat ağabeyim ve biz öğrenci arkadaşlar niyet ettik kavram okumaları yapmaya. İslam mefhumu ile girizgahımızı yaptık ve bu mefhumu hak-hukuk, adalet, özgürlük, meşruiyet, infak-ihsan, ihlas, irfan-hikmet, ahlak mefhumları takip etti. Nasip olursa inşallah ‘cumhuriyet’ kavramıyla yola revan olmaya devam edeceğiz.
Burada bir parantez açıp şöyle söylemek isterim: Niyet halis olunca Rab güzel nimetler lütfediyor. Ben bu inançla yürüdüğüm her yolda güzel bir nimeti fark ediyorum. Rabbim hayretimizi daim kılsın inşallah. Bizler bu yolda ise her bir kavramla bin bir güzelliklere misafir olduk. Her bir kavramda uzun soluklar vererek onlarla halleştik, naçizane dertlerini dinledik. Efendim? ‘’Kavramların da derdi mi olurmuş?’’ dediğinizi işittim gibi.
Bu sualinizi adalet kavramını konuşturarak yanıtlayacağım o halde. Zira, evet efendim. Biz insanlar gibi kavramların da anlatacağı çok şey var. Tabir caizse kavramların da mezalimi var. Dinleyelim, adalet kavramı ifade ediversin kendini.
Adalet, kavramların kavramıdır. Bir şeyi yerli yerine koymak, herkese hakkını tamı tamına vermektir. Adaletin muhalifi ise adaletsizlik değil, zulümdür. Cevrdir. Şöyle izah etmeye çalışalım: Ait olmadığınız bir yerde bulunmak mecburiyetini yaşadığınızı tahayyül edin. Orada bulunduğunuz her saniye, her dakikanın karşılığını ancak zihninizde beliriveren şu kavram açıklar: Zulüm. Kavramların da yerli yerinde kullanılması, hak ettiğini teslim alması gerekir. Bu sebepledir ki, her bir kavram mutlaka adalet kavramıyla desteklenmelidir. Yerli yerinde kullanılmayan her bir kavramın anlatacağı bir zulüm hikayesi muhakkak vardır. Kulak vermeliyiz! Mamafih, uzun yıllardır bu ülkede kavram mezalimi yaşanmaktadır. Buna şahit oldum! Kavramların anlatacak çok şeyi var. Bunu gördüm! Kavramlara uğramadan koşar adım kaçan insanlar, derin yaralar açmaktalar. Bunu hissettim! Öyle ki bir tanesi derin yeis çukurlarına düşer gibi oluyor, başka biri tutup elinden çekiveriyor. Düşer gibi olan kavram: ‘’Düşünmek.’’. Tutup elinden çeken: ‘’İnsan.’’. Fakat alelade bir insan değil. Ahde vefadan haberdar olan insan. Kalu belada verdiği sözü kulağına küpe edinmiş, ne için yaratıldığını unutmamış olan insan. Genelde insanlığa, özelde ümmete hürmet ve hizmeti şiar edinmiş olan insan.
Sevgili İhsan Fazlıoğlu Hoca bir konferansında, insan ve onun en güzel ibadeti olan düşünme eylemi üzerine konuşmuştu. Hocamızdan işittiğimi birkaç cümleyle izah etmeye çalışacağım. Bir varlık yaratılış gayesi üzerindeyse mütemadiyen ibadet halindedir. Güneş, mesela. Yaratılış gayesi her gün Doğu’dan doğmak, Batı’dan batmaktır. Kameti her gün aynı istikamettedir. Bugüne dek ‘’Allah’ım ben bugün de doğmayıvereceğim.’’ diye adaba mugayir bir hareket sergilediği görülmemiştir.
Bu söylediklerimizden hareket edersek, göreceğiz ki insanın da bir yaratılış gayesi var: Düşünmek. Alelade bir düşünme eyleminden kilometrelerce ötede. Bir tefekkür hali. Fikretmek ama tüm uzuvlarınla. Beynin, kalbin, gözlerin, kulakların. Hepsi dahil olacak bu eyleme. Kainatı temaşa etmek ve varoluş gayemizi sorgulamak. En nihayetinde bu fikretme eylemini takip eden bir çalışma eylemine varmak. Üretme, hürmet etme eylemine ulaşmak. Çünkü biz inandık ve iman ettik ki, çalışmak ibadettir. ‘’İnsana çalıştığından başkası yoktur.’’ (Necm, 39) Tüm bunlara istinaden insan da tıpkı güneş gibi, atomlar gibi yaratılış gayesi üzerinde istikamet gösterdikçe ibadet halinde  olacaktır. Düşünmesini muhafaza etmek onu ‘’yakaza’’ haline taşıyacaktır. Müteyakkız olacaktır. İslam, düşünmeyi insana mütemadiyen bir ödev bilmiştir. Kur’an, yüzlerce ayette bu ödev üzerinden ademoğluna seslenir. Onu düşünmeye çağırır.
  Fakat üzülerek ifade etmeliyiz ki, bu çağrıya kulak verenimiz çok azdır. Birçoklarımız içgüdülerimizin, hevalarımızın peşinde, kalbimizde bir amaç taşımadan savrulmaktayız. Sormak istiyorum o halde hepimize. Bu rüzgar bizi nereye savuracak? ‘’Ah kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri anlamaya.’’ derken Gülten Akın, bu çağın insanına mı etmişti sitemini? Allahualem. Öyleyse evet efendim, vaktimiz var mıdır durmaya? Kavramların da var anlatacak şeyleri, vaktimiz var mı duymaya? ‘’Var’’ diyen heyecanlı, ümitvar okuyuculara bir ricada bulunmak isterim. Olur da yola çıkar, kavramları ziyaret ederseniz, yalarına varıp diz çökün. Önce bir göz göze gelin, gözlerini yakalayıverirseniz onlar daha siz sormadan anlatacaktır. Ve belki ağlayacaktır. Sizden ricam, onları incitmeyin bırakın döküversinler sinelerinde birikenleri. Bir mendil uzatın ve niyet edin onları dinlemeye. Bir de selam götürürseniz bizden kelime kelebeklerine, mesut oluruz. Selam ve teşekkür ile…


Kategoriler:Deneme

Etiketler:, , ,

5 replies

  1. Ve aleyküm selam. İsabetli bir yazı olmuş elinize sağlık. Son zamanlarda okuduğum en manalı deneme. Diliniz yer yer ağır bir hal alıyor olsa da anlatımı o kadar olumsuz etkilememiş.

    Beğen

  2. Gazeteler tarafından aranan kapılmak istenen bir köşe yazarını okur gibi hissettim yazdıklarınızı okurken. 🙂 nitelikli bir yazı olmuş

    Beğen

  3. Meselenin özüne dair yeterli derinlik ihtiva etmeden nispeten yüzeysel bir geçiş yapmışsınız. Misal kişiye ancak çalıştığının karşılığı verilir gibi bir ayeti biraz daha açıklayabilirdiniz

    Beğen

  4. Allahım ben bugün de doğmayıvereceğim diye adaba Mugayir bir hareket göstermemiş derken önemli bir yere işaret etmişsiniz. Aslında biz de asla ve kat’a allahım biz bugün de doğru yolunda yürümeyivereceğim diyemeyiz demek geliyorken içimden malesef tespit ettiğiniz gibi pek azımız dışında biz daha o yola gelemiyoruz bile. Allahım affetsin. Güneş ve ay değiliz veya tabiatın diğer unsurları gibi değiliz . Çok tehlikeli ve nankörüz

    Beğen

  5. Güzel beğendim devamını bekleriz

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: