Dünden Bugüne Us Atölyesi (İbrahim Ağkavak ile Mülakat)

Us atölyesi son aylarda Ankara’da en sık etkinlik tertip eden düşünce kuruluşlarından biri. Aynı zamanda birçok akademisyenin, öğrencinin, sanat, felsefe ve bilim ilgilisinin etkinliklerini dikkatle takip ettiği bir platform. Bu röportajda Us atölyesini, etkinliklerini, amaçlarını, gelecek planlarını; Us atölyesi kurucusu ve yöneticisi İbrahim Ağkavak ile konuşacağız.

 
Us atölyesinin amacı nedir? Bu etkinlikleri neden yapıyorsunuz?

 
Ankara us atölyesi bir düşünce platformudur. Tamamen günüllülük esasına dayalı salt düşünceyi amaçlayan, siyasal, ideolojik ve inançsal herhangi bir amacı olmayan bir düşünce platformudur. Düşüncenin de alt katmanları olarak gördüğümüz: sosyoloji, teoloji felsefe, bilim, edebiyat ve sanat gibi alanlarda etkinlikler düzenler.

 
Yine bu alanlara dair de özel bir amaç gütmez. Örneğin toplumda farkındalık yaratmak gibi sosyal amaçları yoktur. Ayrıca insan olmak dışında da amaçladığımız insanlara önerdiğimiz bir kimlik ya da düşünce sistematiği de yok. İnsanlara felsefe sistematikleri ya da düşünce yapıları da önermiyoruz.

 
Dolayısıyla bizim kesinlikle us atölyesi olarak büyük iddialarımız yok. Hatta us atölyesi büyüsün, yayılsın gibi bir düşüncemiz de yok. Toplumun güncel gündeminden de uzak duruyoruz. Bunu fildişi kule olarak da görmeyin lütfen. Biz gündemimizi güncele teslim etmeden kendimiz oluşturabilmek için böyle yapmak zorundayız.

 
Aslında us atölyesi birey olmaya çalışan bireyselliğini korumaya ve inşa etmeye çalışan insanların bir araya geldiği bir platformdur. Bu yapısı ile de STK’dan çok topluluğa benziyoruz. En doğru tabiri ile de katılımcıların birbirlerinden bir şeyler öğrendikleri bir atölyeyiz.

 
Us atölyesinin bir başka özelliği de insanların buluşup konuşabileceği bir yer olarak işlev görmesidir. İnsanların nefes alabileceği gündelik ayrışmalardan uzaklaşabileceği düşünceye merkeze alan bir nefes alma mekanıdır us atölyesi.

 
Us atölyesinin kuruluşu ve gelişiminden biraz bahseder misiniz? Ne zaman kuruldu? Kurulduğundan beri ne gibi faaliyetler yaptı?

 
Bildiğim kadarı ile Mefhum dergi ile hikayemiz benzer. Çünkü Us atölyesi de Mefhum dergi gibi katılımcıların emekleri ile zamanla gelişip serpildi.

 
Us atölyesi kapsamında ilk etkinliklere 2016 ağustos ayında başladık. İlk etkinliklerimiz toplanıp okuduğumuz kitaplar hakkında konuşmaktan ibaretti aslında. Tabi o vakitler belirli bir mekânımız da yoktu. Kafelerde kantinlerde buluşup kitaplar etrafında konuşuyorduk.

 
Daha sonra katılan arkadaşlarımızla beraber bunu bir platforma dönüştürmeye karar verdik.

 
Ve Us atölyesi ismini seçtik. Us akademisi gibi bir isim yerine Us atölyesi ismini benimsememizin de bir sebebi var çünkü biz burada bir eğitim vermiyoruz. Ayrıca atölyede deneme yanılma hata yapma etkileşim vurgusu daha güçlü. Yine akademi demememizin bir başka sebebi de Akademilerde müfredat ve hedef vardır. Bir ürün, verilen eğitimlerin beklenen kazanımlar vardır. Bizim öyle hedeflerimiz yok. Bunun yerine gelin karşılıklı birikimlerimizi paylaşalım diyoruz. İnsanların özgürce birbirlerinden bir şeyler öğrenmesini sağlamayı, aynı konu üzerinde birlikte düşünüp serbest etkileşim oluşturmayı istiyoruz.

 
Aslına bakarsanız biz bu atölyeyi kendimiz için açtık. Çünkü insan kendi için bişey yapmadan toplum için bişey yapamaz bence. Daha önceden söylediğim gibi toplumsal bi amacımız yok. Kendimiz için neden açtık peki? Fikri manada nefes almak için. Kendimizi inşa etmek inşa ettiğimiz kendiliğimizi elimizden gelirse aşmak için… Burası işte bunun için kuruldu.

 
Burada dikkat etmemiz gereken bizim önemsediğimiz bir değer olarak bireyselliği, bencillikle karıştırmamak. Çünkü kendisi için enerjisini ve zamanını harcamayan kendini inşa etmeye çalışmayan kimsenin toplumsal manada bir iddiasının gerçekleşmesi imkansızdır ve bu bencillik değildir.

 
Yavaş yavaş bugüne gelirsek anladığım kadarı ile kurulduğu günden bu yana felsefeniz değişmedi ama yaptığınız işler gelişti ve çeşitlendi. İlk başta sadece kitap incelemeleri ile başlamıştı dediniz daha sonra bugünlere nasıl geldi?

 
Evet, Kitap etkinliklerimizin 2016 sonunda belirli bir katılımcı kitlesi oluştu bu kitlenin tavsiyesi ve gönüllü çabaları ile yeni etkinlikleri hazırlamaya da 2016 sonunda başladık.
Kitap etkinliklerinden sonraki ilk etkinliklerimiz sinema atölyesi kapsamında yaptığımız sinema etkinlikleriydi. Burada seçtiğimiz bazı sanat filmlerini, tematik filmleri birlikte izliyor ve sonra o film üzerine konuşuyorduk. Ama şimdi tabi sinema atölyemiz başladığımız günlerden daha farklı.

 
Şimdi sinema atölyesinde Cihan Güneş ile beraber filmleri dönemleri, sanatsal akımları vb ile daha detaylı inceliyoruz. Örneğin Türk sineması üzerinden Türkiye’nin değişimi gibi konulara yoğunlaşıyoruz.

 
Sinemadan sonra da sosyoloji okumalarını hayata geçirdik hala da devam ediyor. Şu an ayda bir Nilgün Hoca ile yapıyoruz.Sosyoloji okumalarını da yaptığımız diğer birçok etkinlik izledi.

 

Yaklaşık 5 ay önce de etkinliklerimiz Bahreyn Kafe’de yapmaya başladık. O günden bu yana da bu şekilde devam ediyoruz.

 
Us atölyesinde halihazırda ne gibi etkinlikler-faaliyetler yapıyorsunuz? Kısaca anlatır mısınız?

 
Us atölyesinde haftada en az 4 etkinliğimiz oluyor. Etkinliklerimiz felsefe, edebiyat, tarih, psikoloji ve teoloji alanlarında yoğunlaşıyor. Bu etkinlikler kimi zaman kitap atölyeleri kimi zaman söyleşiler kimi zaman seminerler şeklinde gelişiyor.

 
Bir de tez atölyemiz var. Doktora ve yüksek lisans öğrencileri kendi tezlerini sunabiliyorlar bu atölyede. Bazen biz beğendiğimiz tezlerin yazarlarını davet ediyoruz. Bazen de tez yazarlarının kendileri tezlerini sunmak için başvuruyorlar.

 
Genel çerçevede yaptığımız etkinlikler böyle. Ama tabi her geçen gün katılımcılardan gelen yeni önerilerle etkinliklerimiz çeşitleniyor yeni yeni etkinliklerimiz başlıyor. Bizim kürsümüz herkese açık. Düşüncesi olan herkese açık. Bizim kürsümüzde liseli bir arkadaşımız da konuştu, üniversiteli genç arkadaşlarımızda, Tanıl Bora gibi çok değerli akademisyenlerde.

 
Etkinliklerinizi incelerken İbn Haldun okumalarını gördük. Sanırım İbn Haldun okumaları uzun süredir düzenli olarak devam ediyor. Biraz anlatır mısınız?

 
İbn Haldun okumalarına yaklaşık bir yıldır Prof. Dr. Altan Çetin hocamız ile devam ediyoruz. Bu okumalara gerçekten çok büyük ilgi var. İbn Haldun’a ülkemizde kulak aşinalığı olsa bile çok da derinlemesine bilinen bir kişi değil. Biz bu derslerde İbn Haldun ve tarih, İbn Haldun ve asabiyet gibi her buluşmada bir kavrama ya da bir alana odaklanıyoruz.

 
Bu şekilde devam eden bir de Aliya İzzetbegoviç okumalarımız var. Burada da oturumlar tıpkı İbn Haldun okumalarındaki gibi kavramlar veya alanlar üzerinden gidiyor. “Aliya ve sanat”, “Aliya ve Batı uygarlığı” gibi.

 
Bu arada belirteyim bu okumalar kitap okuma şeklinde değil. Daha çok belirli yazarın, kitabın veya akımın anahtar kavramları, kilit noktaları üzerinden metinlere hâkim kişilerin katılımıyla yürütülen etkileşimli bir anlatı şeklinde. Mesela Platon okumaları yapacak olsak bir hafta “idea” kavramını konuşabiliriz gibi.

 
Çünkü sizin derginize isim olarak seçtiğiniz mefhum yani kavram esas üzerinde konuşulması gereken şey diye düşünüyoruz. Zira düşüncenin kavramlarla başladığı bilinen bir gerçek.

 
Peki bu okumalar için yıllık bir plan veya bir müfredat hazırlıyor musunuz?

 
Bu derslerde yıllık bir plan yok ama konu başlıkları etkinlikler yaklaştıkça duyuruluyor. Örneğin Aliya ve tarih dersini yaptığımız gün bir sonraki dersin “Aliya ve sanat” olacağını da duyuruyoruz. Zaten her ders de birbirinden bağımsız oluyor. Oturumların işleyişine de oturum yöneten hocamız karar veriyor.

 
Söylemeyi unuttum şimdi bir de Althusser okumalarımız başladı Gülçin Sağır hocamızla. Althusser okumalarında da bu Fransız filozofun üzerinden dönemin Fransa’sı, ikinci dünya savaşı şartlarının Avrupa düşüncesine etkisi, Althusser düşüncesinin ana noktaları gibi konular üzerinde duruyoruz.

 
Bir konsept içinde yürüyen etkinliklerimiz daha çok bu çerçevede okumalar şeklinde. Fakat bu okumalarda tekrar vurgulayayım bir araya gelip kitap okumuyoruz. Daha çok kavramlar ve fikirler üzerinde birlikte düşünüyoruz.

 
Peki böyle okumalar dışında düzenli devam eden bir konsepti olan başka hangi etkinlikleriniz var?

 
Şu an böyle düzenli devam eden toplamda 8 farklı grup etkinliğimiz var. Bunlar: Kitap atölyesi, Sinema atölyesi, Aliya okumaları, İbn Haldun okumaları, Althuser okumaları, Sosyoloji atölyesi, Cemil Meriç okumaları, Kişisel gerileme seminerleri.

 
Kişisel gerileme? İlginç bir isim. Kişisel gelişim seminerlerine bir nazire mi var burada?

 
E, tabi biraz öyle. Maalesef kişisel gelişim adı altında insanlara sahte umutlar dağıtan seminerler bunlar için alınan yüklü meblağlar duyuyoruz. Buralarda üzerine durulan, hedeflenen başarıda çoğunlukla sadece maddi başarı. Halbuki insanın içsel manada da gelişmeye zenginleşmeye ihtiyacı var.

 
Peki kişisel gerileme seminerlerinde siz ne yapıyorsunuz?

 
Tabi bu atölyede Özgür Taburoğlu’nun derinliğinden kaynaklanan çok derin felsefi konular tartışılıyor. Burada biz diyoruz ki insan bazen ilerlemeden de sadece durup düşünerek de gelişebilir, içsel bir gelişmeyi yakalayabilir. Hatta bazen insan somut manada bir şeylerde gerilediğinde bile mana açışından zenginleşebilir.

 
8 grup etkinliği sayarken bir de kitap atölyesi demiştiniz. Bu kitap atölyesi diğer okumalardan farklı mı?

 
Kitap atölyesi Galip Çağ hocamız ile devam ediyor. Burada her oturumda önceden belirlenen bir edebiyat eseri okumalardakine benzer bir usulle inceleniyor. Yalnız bu atölyede her oturumda farklı bir yazar farklı bir kitap tartışılıyor.

 
Biraz da devamı olmayan yani bir defaya mahsus etkinliklerinizden söz eder misiniz?

 
İşin açığı bir defaya mahsus etkinlikler önceleri çoğunluktaydı fakat düzenli okumalarımız seminerlerimizin sayısı iyice arttığından diğer etkinlikler için vakit bulmakta zorlanıyoruz. Bir de tabi bizim de yer olarak kullandığımız Bahreyn kafe öğrenci topluluklarının kullanımına da açık. Dolayısıyla bir ay içinde 30 gün bize yetmiyor artık.

 
Ama yine de hala bu şekilde yaptığımız etkinlikler de var tabi. Örneğin 9 ocakta Hacettepe felsefe bölümünden Çetin hocamız felsefe ve bilgelik üzerine bir konuşma yaptı burada. Yine Psikiyatri profesörü Cengiz Güleç hocamız psikoloji ve felsefe ilişkisi anlattı.

 
Etkinliklerinize konuşmacı olarak gelmiş tanınır, eserleri bilinir konuşmacılardan birkaç isim bizimle paylaşır mısınız?

 
Şimdiye kadar etkinliklerimizde birbirinden değerli birçok hocamız/arkadaşımız konuşmacı oldu. Ben istediğiniz gibi birkaç isim sayayım: Doç. Dr. Tanıl Bora, Prof. Kurtuluş Kayalı, Prof. Cengiz Güleç Prof. Hasan Onat

 
Hangi etkinlikleri yapacağınıza kimi çağıracağınıza nasıl karar veriyorsunuz? Karar verme sürecinize kimler katılıyor?

 
Bu soruyu sormanız çok iyi oldu çünkü son birkaç ayda Türkiye’nin düşünce dünyasından etkili isimlerin de gelip burada konuşmaya başlaması sanırım insanlarda Us atölyesinin arkasında önemli bir güç var izlenimi doğurmaya başladı. Halbuki böyle bir güç yok. Sadece düşünceye önem verdikleri için davetlerimizi kırmayıp geliyor bu konuşmacılar. Biz de zaten onları düşünceye önem verdikleri için davet ediyoruz.

 

Hatta Aslına bakarsanız bizim etkinlik oluşturma kurulu gibi bir kurulumuz bile yok. Biz STK olmadığımızdan tüzel bir kişiliğimiz veya bir yönetim kurulumuz da yok. Fakat zamanla şöyle bir yapı oldu: Farklı alanlardan katılımcılarımız var: akademisyen yayın evi çalışanı gibi. Bu katılımcılarımızın gönüllü katkısı ile birçok etkinlik yürümeye başladı. Burada katılan katılmak isteyen herkes etkin olabilceği bir yapı var. Burada insani değerlere ve düşüncesel nezakete sahip herkes katılımcı ve konuşmacı olabiliyor. Mesela çoğu zaman katılımcılarımız çok spontane bir şekilde öneri getiriyor. Genel ilkelerimize uyan hiçbir öneriyi reddetmiyoruz. Zaten tek ilkemiz de entelektüel kalite ve nezaket.

 
Tabi tek ilkemiz bu olunca davet ettiğimiz konuşmacılarımız bazı kesimlerin hoşuna gitmeyebiliyor. Ama bunları dikkate almıyoruz. Konuşmacımız burada konusundan sapıp propagandaya demagojiye girmediği sürece düşüncesi bizi alakadar etmez.

 
Etkinlik katılımcılarınızdan ücret alıyor musunuz?

 

Ankara us atölyesi tüm etkinlikleri ücretsiz düzenler.

 

 

Etkinliklerinize kimler katılıyor?                                                                                               

 

Us atölyesi katılımcıları arasında toplumumuzun her kesiminden, her yaşam tarzından, her inançtan katılımcılar mevcuttur. Aslında bizim işlediğimiz konular büyük kitleleri ilgilendiren konular değil. Ama beklediğimizin çok üzerinde bir ilgi var.

 

Profesöründen lise talebesine ondan ev hanımına çok farklı sınıftan, her kesimden, her yaştan insanlar geliyor. İnsanların buraya bu kadar ilgi göstermesinin bence bir sebebi de insanların buraya rahat gelebilmesi. Burada insanlara hakikat enjekte etmeye çalışan kimse yok, bir zorlama yok, burada propaganda veya dikte yok. Hakikat bendedir tavrı yok. Herkes burada kendine yer bulabiliyor.

 
Katılımcılardan olumlu ya da olumsuz ne gibi tepkiler alıyorsunuz?

 
Olumsuz geri bildirimler maalesef genelde ideolojik ya da inançsal etiketleme ekseninde oluyor. Biz bunları çok da fazla dikkate almıyoruz tabi. Ciddiye aldığımız eleştiriler ise konular, içerik, konsept, konuşmacılar hakkında eleştiriler oluyor. Yalnız sonuçta Ankara us atölyesinin elinde çok az imkân var. Başından beri neredeyse sıfır bütçe ile iş yapıyoruz. Elbette eleştirilebiliriz ama elimizdeki imkanlarla iyi iş çıkardığımızı düşünüyoruz.

 
Olumlu geri bildirimler olarak; düşün hayatına çok önemli etkileri olduğunu söyleyen de var güzel bir entelektüel ortam bulduğunu ifade eden de var. Yine bu etkinliklerimize katılmaya başladıktan sonra kitap okumaya başladığını, felsefe-düşünce-bilimle daha fazla alaka kurduğunu söyleyenler de var.

 
Ama ben işin açığı eleştirileri de övgüleri de Us atölyesine çok karıştırmıyorum. Çünkü bizim kendi ilkelerimiz ve kendi çizgimiz var ve biz bu çizgide devam etmek istiyoruz.

 
Us atölyesinde sürdürürken ne gibi zorluklarla karşılaştınız/karşılaşıyorsunuz?

 

 

Tabi en büyük zorluk maddiyat oldu ilk baştan beri. Ama o da tabi kendiliğinden çözüldü. Buraya katılanların küçük küçük katkıları ile da zamanla aşıldı. Diğer zorluklar da Türkiye şartlarında aslında çok da zorluk sayılmaz. Mesela etiketleme, ithamlara maruz kalma hemen herkesin rahatça maruz kalabileceği şeyler maalesef.
Ayrıca tabi talip olana zorluk olmaz. Bu misyona ben taliptim. O yüzden hiç şikâyet etmedim. Zaten zorlukları da baştan belliydi.

 
Us atölyesi katılımcılarına, şehrimize ve ülkemize ne kattı?

 
Türkiye genelinde Us atölyesinin ismi duyulmaya başladıkça başka illerde bize öykünerek benzer atölyeler kuruldu. Tabi bu atölyelerin bizimle hiçbir organik bağı yok bu atölyeler kesinlikle bizim şubemiz değil. Ama bu atölyelerin yaygınlaşması düşünceye verilen değeri göstermesi bakımından bizi çok sevindiriyor bu durum. Umarım bu tür etkinlikleri yapan yapacak yerler giderek daha da artar.

 
Ankara’ya faydasını ise Ankaralılara sormak lazım. Mesela belki kitapçılara sorarsanız belki bizim burada incelediğimiz kitapların satışları artmıştır. 🙂

 
Son olarak; us atölyesi bundan sonra neler yapmayı planlıyor?

 
Ankara us atölyesinin gelecek planı hiç olmadı. Daha çok şimdiye önem veriyoruz. Bizim için önemli olan yarın bize en yakın olan etkinliği en güzel şekilde yapmak.
Biz işin açığı Us atölyesinin kendi doğal seyri içerisinde gelişmesini istiyoruz. Yani mesela yarın yeni bir arkadaşımız aramıza katılır ve yepyeni bir konsept önerisi getirir. Böylece yeni bir etkinlik başlatırız.

 
Umuyoruz ki zaman bireyleri olgunlaştırdığı gibi bizi de olgunlaştırır ve geliştirir.
Zaten bu anlattığıma uygun olarak bizim etkinlik takvimimiz de oldukça esnek. Anlık olarak yeni etkinlikler söyleşiler okumalar düzenli seminerler planlayıp programı ekleyebiliyoruz. Bu yüzden de aylık takvim yayınlamıyoruz. Ancak tabi her etkinliği önceden duyuruyoruz.

 
Mesela buradan söylemiş olalım ocak ayı sonunda Mehtap Doğan ile zihin felsefesi seminerleri başlayacak, yine şubat ayında da matematik felsefesi seminerlerimiz başlayacak Gamze Andaç hocamız ile.

 
Geleceğe dair kesin olarak sadece; düşünce üzerine yoğunlaşmaya devam edeceğimizi söyleyebilirim. Çünkü bize göre toplumda sanatla uğraşanlar sanatla, üretim ile uğraşanlar üretimle ile bizim gibi düşünce ile uğraşanlar da düşünce ile uğraşmaya devam etmeliler.

 

 

*Us Atölyesi: Kızılay Mahallesi Sümer 1 Sokak No:15 ‘de

 

 

 

 

 

 

*Us atölyesi etkinliklerinden kareler



Kategoriler:Söyleşi

Etiketler:, , , , ,

1 reply

  1. Ankara’da böyle güzel bir platform ile mülakat yapmanız bizim gibi bu işe meraklı okuyucular için oldukça iyi oldu. Zira Ankara’da böyle faaliyetler yapan yerler oldukça az. Emeğinize sağlık

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: