Bilimsel bir makale yazmaya nerden ve nasıl başlanılır? (Bilimsel Bilginin Önemi-5)

bilimsel bilginin ehemmiyeti 5

 

Hiçbir zaman ve mekan yoktur ki insanın orada bulunmasından dolayı sorunlar neşvünema bulmasın. Bu sorunlar tabii olarak insan kaynaklıdır. Zira insanın merak duygusu her daim insanı sorgulamaya itmiştir. Merak hissi insanda iki şeye yol açıyor. Birincisi; bir sorun tespit ederek ona karşı çözüm yolları bulmaya ki buna bilme süreci diyoruz. İkincisi ise bu bilme işlemi hasıl olunca insanın içinde ortaya çıkan huzur ki buna da hayret duyma diyoruz. Lakin merak hissinin insanın hayatında oynadığı hayati rol hiçte küçümsenecek bir şey değildir. İnsan ilk var olduğu zamandan bugüne kadar kapsamına giren her alanda sorular sormuş ve cevaplar aramıştır. Merak duygusu sayesinde sorunları keşfetmeye ve buna bağlı olarak da çözüm yolları bulmaya kendini mecbur bilmiştir. Aksi takdirde felsefe tarihinde var olan tıp, psikoloji, coğrafya hatta fizik alanına ilişkin ilk teorileri başka şekilde izah edemeyiz.Bu bağlamında dikkat çekmek istediğim nokta: Her insanın bulmuş olduğu hakikati tek ve yanılmaz doğru olarak lanse ederek, bunun sonucunda bir dogmatizm ürettiğidir. Bu durumda izlenilmesi gereken yol; ne yapmalı veyahut neye inanmalı hususunda konuşmak için çok hevesli olan insanların kendi düşüncelerini gelişi güzel bir şekilde delile istinat etmeksizin -ki günümüzde bu durum sosyal medya vasıtasıyla artmıştır- ortaya koyması bilgi kirliliği bombardımanına sebep olduğu için insanları bekleyen en temel sorun, doğru ile yanlış olanı tefrik etme meselesinde bir ölçüt belirlenmesi ve bu ölçüte tutunmasıdır. Bu yüzden, bu makalede “Bilimsel bir makale yazmaya nerden ve nasıl başlanılır?” kısmını eklemeyi uygun buldum. Burada şunları göstermeyi hedefliyoruz:
* Bilgi zemininde nasıl tartışma yürütülür?
* Bir düşünceyi savunmak ya da eleştirmek için yapılması gereken şeyler nelerdir?
* Bir konu nasıl araştırılır ve anlam bütünlüğü içinde nasıl yazılmaya başlanılır?

Öncelikle bir sorun tespit etmek mecburiyetindeyiz. Sorun demekten kastımız bizi rahatsız eden her türlü pratik ya da teorik durum olabilir. Her sorun tespit etme işlemi, aynı zamanda bir şeyleri eleştirmek, yanlış bulmak ve/veya hatayı düzeltmeye yeltenmek demektir. Her makale girişinde bu makaleyi neden yazdığımızı söyler ve bununla şunu demek isteriz: “Ben bir sorun, hata ve/veya yanlış görüyorum ve bunu düzeltmek adına naçizane bir katkı olması için bu meseleyi inceliyorum.” Yalnız her ne kadar bu anlattıklarımız kulağa hoş gelse de insanın hakikati tek başına elinde tutamayacağı düsturuna binaen, her yazılan makalenin kendisi de başkalarına göre bir eleştiri kaynağı olacaktır. Zira insanlık tarihi ben doğruyu buldum diye yola çıkan insanların aslında nasıl adım adım felakete sürüklediğinin hikayeleri ile doludur.Bir sorun olduğu düşünülerek kaleme alınan bir makale için başka birisi ortada bir sorun olmadığını düşünerek ve bunu da gerekçelendirerek karşıt bir fikir ortaya koyabilir. Böylece insan zihni asla dogmatizme esir olmaz. Bilimsel bilgi bu yolla genişleyebilir ve serpilir. Zira birbirini eleştiren insanlar sayesinde o alana ait literatür oluşmaya başlar. Bu durumda bir soruna ve/veya olaya karşı birden fazla bakış açısı ortaya çıkacağından, insanların bu sorunun üstesinden gelmek için çözüm yolları bulmaları kolaylaşır.Bu makaleler yazılırken mutlaka bir giriş, gelişme ve sonuç bölümü barındırmalıdır. Zira sistemli bir bilgi bütünlüğü ile makaleler yazılır ve okuyucunun önüne serilir. Başladıktan sonra insanları yönlendirici birkaç anekdot paylaşmak yerinde olacaktır. Mesela ilk olarak “Felsefenin başlangıcı nedir?” sorusunu kendinize sorun. Böylece neyi araştıracağınız zihninizde netlik bulacaktır. Nedir? sorusuyla hem bir ontoloji elde edersiniz hem de buna bağlı olarak ona bir tanım getirirsiniz. Bu, size çalışmanızın kapsamını ortaya koymada yardımcı olur. İkinci olarak “Neden ya da niçin?” sorusunu kendinize sorun. Böylece problemin sebeplerini keşfetme fırsatını yakalarsınız. Bu, sorunu kaynağında çözmeye ilişkin bir fırsat sunar. Üçüncü olarak “Kimler daha önce bu meseleyi çalışmış?” sorusu işinizi olduğundan fazla kolaylaştıracaktır. Zira sizden daha önce birisi bu alanda çalışma yapmış ve size bu alanda daha da derinleşmek için kapı açmıştır. Buna akademik dilde literatür taraması denir. Yani o alana ait yazılan çizilen her türlü belge veyahut bulgu literatür kapsamına girer. Bunların bir kısmının yanlış olduğunu ya da doğru olduğunu düşünebilirsiniz. Bunun tam aksine onların tamamının yanlış olduğuna da kanaat getirebilirsiniz.Ancak, yazılan bir eserin veya eserlerin o konuya ait bütün meseleleri tam olarak çözdüğünü düşünüyorsanız, o zaman sizin eleştirmeye dolayısıyla da bir şeyler yazmaya hakkınız kalmıyor demektir. Çünkü o yazılan eser veya eserler her şeyi çözmüştür ve sizin düşünüp çözüm üretmenizi gerektirecek bir sorun kalmamıştır. Bu durum da bir nevi dogmatizm olarak değerlendirilebilir.



Kategoriler:Dil, Felsefe ve Bilim Üzerine

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: