Şiir

Ölmek İstemem

Sevgiyi hissetmeden ya da sevgiyi hissettirmeden,birinin gözlerinin içindeki sahici mutluluk huzur olmadan ölmek istemem. İyilik için ağladığım günlere geri dönmeden ölmek istemem. Kalbime ömrüm boyunca yetecek iyiliğe,sevgiye hasret birini sarmadan ölmek istemem. Ben o kadar şiir yazmışken ona o bana… Read More ›

Neşet Türküsü

Bir masa lambasının altından yazıyorum sana; Öyle sensiz öyle tenhada. Uğramak istiyorum farklı coğrafyalara, Sana çıkma ihtimaline kurulu kaldırım sokaklara.   Denize nazır bir yerden yazıyorum sana… Bir vapur hayalimde Kadıköy’den Beşiktaş’a.   Maviye uzak kararlı bir soğuktan yazıyorum sana;… Read More ›

Şehrindeyim

Ölüm ne acıdır kalanlar için Deli bir çobanın kavalından tüten, Acı nağmeleri hep duyarak Aheste aheste tutsak olmak yaşamaya.   Yasla yatıp yasla kalkmak Yanlı yalnızlık ıslıklarımla Senin şehrindeyim şimdi. Gecesi kadar sessiz Ve alacaklı yetişen güller çok şey borçludur;… Read More ›

Kaybolan Kadın

Ben bu dağılmışlığımla, kırılmış saç uçlarımla, kof yüreğimle sana nasıl gelirim Mahi? Hayaller tezahürden öte bir şey. Sana bir dolu deli saçmasıyla, akan deli kanımla nasıl geleyim? ‘’Bir akıllı bulmaz mı beni?’’ dersen ellerimi nereye koyarım Mahi? En çok ellerimi… Read More ›

Kerhen Müsterih Bir Kavga

-I- ey ebâbili en ulu kinin! çağlar devrilse de durmadan bir bir, mamutları yaşıyor zorba ebrehelerin. ve gel gör ki; elleri dahi kaşınmıyor, sorulduğunda “elhamdülillah müslümanım“ diyenlerin. -II- bu yüzden belki de, dibinde ejderhâların olduğu kuyulara inenlerin- “kahraman” şöhretine kavuştuğu… Read More ›

Bir Şiir

Vareste bir şiirin etkisinde pamuk şekerleri Fransız devriminin saf, edilgen yapıları Bir de kapı tokmakları… Hangisi, hangi notanın teli peki ? Dantelli fiskos örtüsündeki pembe muhabbetler Sokağa neşe veren çocuklar kadar gürültülü, hengameli şehir Bucak tiyatrosu…   Ben bir şarkı… Read More ›

Bana elvedaları hatırlatıyor bu mevsim.

Bana elvedaları hatırlatıyor bu mevsim. Sessiz sedasız gidişleri. Sebepsiz susuşları. Beyhûde zamanları. Mâziden kalan ince, bir o kadar da hüzünlü yaşanmışlıkları. Ve göğüs kafesimi daraltan yaşanmamışlıkları. Kainata sığmayacak kadar büyük hayalleri… Bu mevsim beni ta şuramdan vuruyor. Canıma kastediyor ama… Read More ›

Fikriyat-ı Öz

  Bu yazımı okuyacak olan tüm ‘zübde- i alemlere’ selam ola… Evet, zübde-i alem demiş Şeyh Galib insana, yani alemin özü. Biraz kendimi takdim edecek olursam; ömrümü, içinde kainatın özünü taşıyan insana adayacak, ve bu yolda bir meslek icra edecek… Read More ›

Yürüyüş

Yürüdüm.. Yürüdüm dediysem öyle ( Eylül ayında olmamız hasebiyle) yol kenarında uçuşan yapraklarla, etrafında kurumuş ağaçlarla bir nevi süslenmiş, kıvrımsız dümdüz yolda yürümedim. Bir kaç yüz metre aşağımızda olan babaanemlere giden, etrafında bakkal, tamirci, tuhafiye olan kıvrımlı, tozlu bir yolda… Read More ›

Yersiz

Meydanda toz ve sükût hakim her an Güneşin şevki sual olunmaz da Emredip siyah buluta toparlan Sakla bengisuyu bataklıklarda   Logosun teknesi meşhur bir misal Yakıtı insanlar olan ve kabus Kuşların gözünden öpülen masal Bitti düğün bakiye rûz-ı arus  … Read More ›

Şiire Dua

Bir yakarış değil bu üstü örtük bir haykırış Umuda dair yok oluşların Buğulu iç çekişlerin Kerahat vakti bacalardan yükselen Kara dumanların İs olup yapışması gönlüme Yüreğimin dar gelmesi hengamelere Acı bir ıslığın serçelere verdiği endişe Kuruyup çatlamış menekşe toprağı Kim… Read More ›